SON DAKİKA

ABD VE AB NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR (1)

GÖKHAN GÜLER[email protected]
GENİŞ AÇI
Bu haber 26 Ağustos 2019 - 10:06 'de eklendi ve 271 kez görüntülendi.
ABD, 2. Dünya Savaşı’nın ardından kurulan düzen içerisinde ilan etmiş olduğu küresel liderliğini koruma gayreti içerisinde her tarafa yetişmeye çalışıyor.
Almanya, Avrupa Birliği’nin (AB) lider pozisyonundaki en güçlü ülkesi olarak çıkar ve menfaatlerini koruma gayreti içerisinde.
Günümüzde ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere ekonomi, teknoloji, bilim ve siyasi alanlarda bulunan liderlikleri ile Batı dünyasının en önde gelen aktörleri olarak görülmektedirler…
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından dünyada hakim olan uluslararası hukuk düzeni ne yazık ki yerini hızla uluslararası kaos ortamına bırakmaktadır. Uluslararası ilişkilerde diplomasinin, uluslararası hukukun, yumuşak gücün bittiği yerde sert güç, askeri güç kullanımı gündeme gelmektedir. Uluslararası camia oluşan kaos ortamının ortadan kaldırılması için hızla bir şeyler yapmalıdır. Yoksa yarın çok geç olabilir! 
Uluslararası hukuk eğer güçlülerin hukuku olursa, dünyadaki uluslararası hukuk mekanizmaları ve anlayışı çok ciddi manada zarar görür. Dünyada kaotik bir durum oluşur!
Birleşmiş Milletler özellikle son dönemde mevcut(Güvenlik Konseyi) yapısının yetersiz kalması, uluslararası hukuku adil bir şekilde sağlayamaması, meydana gelen krizlere ve yaşanan trajedilere anında etkin ve tarafsızlığını koruyacak biçimde müdahalelerde bulunamaması nedeniyle dünya genelinde büyük bir kaos ortamının oluşmasına neden olmaktadır. Bu durum Doğu Akdeniz merkezli, Atlantik ve Avrasya arasında oluşmaya başlayan ittifaklar arasında yeni bir soğuk savaş sürecinin başladığı gibi bir algının oluşmasına da neden olmaktadır!
Türkiye kurulduğu günden buyana Batılı ülkeler ile yakın işbirliği içerisinde olmaya özen gösteren bir ülke. Avrupa Birliği üyesi olmak için bugüne kadar yaptıklarını tek tek anlatmaya gerek yok.
Türkiye, Batı ve Batılı olmayan ülkeler arasında siyasi, coğrafi ve kültürel anlamda en önemli “köprü” konumundaki ülke.
  1. Dünya Savaşı’nın ardından oluşan yeni düzende NATO ve Avrupa Konseyi gibi Batı kurumlarında üye olarak yer alan Türkiye Batı’nın Doğu’ya açılan yüzü, Doğu’nun ise Batı ile bağlantı noktası durumunda.
ABD, AB ve Türkiye arasında yer alan ilişkiler gerek bölgesel, gerek küresel istikrar, gerekse güvenlik için son derece stratejik ve kritik bir öneme sahiptir.
Türkiye, ulusal güvenliği çerçevesinde hava savunmasını güçlendirerek geliştirebilmek için ABD’nin vermediği S-400 füze bataryalarını Rusya’dan satın almak durumunda kaldı.
Türkiye S-400leri almakla ne Batı ile ilişkilerini, ne de NATO ittifakını sıkıntıya sokmak niyetindedir. Türkiye her ülke gibi milli güvenliğini sağlamanın peşindedir. Türkiye’nin S-400 alımı jeopolitik ve stratejik gerçeklerden kaynaklanıyor.
ABD ve AB, Türkiye’nin S-400 füze bataryalarını  Rusya’dan satın alması üzerine bazı yaptırımlarda bulunacaklarını gündeme getirmeye başladılar.
Gündeme getirilmeye çalışılan yaptırımlar savunma sanayini de içerir ve derinleşirse Türkiye ile Batı arasındaki ilişkilerde yaşanan kriz ciddi kopmalara neden olabilir.  
Türkiye, ABD’nin vermediği savaş uçakları, füzeler ve diğer askeri malzemeleri Rusya ve Çin’den temin etme yoluna gidebilir. Bir başka alternatif yol olarak da Rusya ve Çin ile ortak üretim yapmaya da yönelebilir. Yine bu tür gelişmelerde ABD ve AB’nin mevcut tavır ve tutumları neticesinde Türkiye’yi Batıdan uzaklaştırarak Rusya ve Çin’e yaklaşmasına neden olabilir.
Son dönemde ABD, AB ve Türkiye ilişkilerinde çok ciddi anlamda kriz ve güvensizlik yaşandığı gözlemlenmektedir.
Türkiye, PYD-YPG örgütlerini PKK’nın bir kolu olarak görmektedir. Buna karşın ABD, Suriye ve Irak’ta DEAŞ’a karşı verilmekte olan mücadelede PKK’nın bir kolu olan PYD-YPG örgütleriyle yakın işbirliği ve ittifak içerisindedir! Bu anlamda ayrılıkçı terör gruplarının devlet kurma projelerinin desteklenmesi de ciddi olarak rahatsızlığa neden olmaktadır.