SON DAKİKA

AYASOFYA-İ KEBİR CAMİ-İ ŞERİFİ

FUAT NALCIOĞLU[email protected]
EKONOMİ POLİTİKA
Bu haber 27 Temmuz 2020 - 8:12 'de eklendi ve 1.298 kez görüntülendi.

Ayasofya 537 yılında Bizans İmparatorluğu tarafından İstanbul’da yapılan bir katolik kilisesi idi.

  1054 yılına kadar, Katolik hristiyanlarına hizmet eden Ayasofya, Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesiyle, Doğu Roma İmparatorluğu tarafından, Ortodoks kilisesine dönüştürülmüştü. 

    Ayasofya, 1204 yılına kadar Ortodoks kilisesi olarak kullanılmıştı.

    1204 yılında tekrardan Batı Roma İmparatorluğunun hakimiyetine giren Ayasofya, Katolikler tarafından talan edilerek, Ortodokslara ait özellikleri, tamamen silinmeye çalışılmıştı.

    Batı Romalı Katolikler’in, kendilerine ait bu kiliseyi Ortodoks kilisesine çevrilmesine duydukları şiddetli öfke, Ayasofya’nın harap olmasına neden olmuştu.

    İstanbul’un tekrardan 1261  yılında  Doğu Roma İmparatorluğunun  egemenliğine geçmesiyle, Ayasofya tekrardan, bir Ortodoks kilisesine dönüştürülmüş olsa bile, Katolikler’in Ayasofya’ya yaptıkları tahribat, Ayasofya’nın harap bir yapı olarak kalmasına neden olmuştur.

     Ayasofya 1204 yılında Batı Roma İmparatorluğu’nun  hakimiyetine girmesiyle, maruz kaldığı tahribat çok büyüktü.

   Batı Roma İmparatorluğu, Ayasofya’nın içine eşekleri doldurarak, kilise içindeki tüm Ortodoks (ikon ve diğer süslemeleri) sökmüşlerdi.   

    Ayasofya’dan söktükleri ortodoks dini motiflerini eşeklere yükleyip Roma’ya kaçırmışlardı.

   Ayasofya 1261 yılında tekrar Doğu Romalılar’ın emrine girmiş olsa da, yapılan büyük tahribat bir türlü giderilememisti.

   Ta ki,1453 yılında Fatih Sultan Mehmet Han’ın Istanbul’u feth etmesiyle ve FETİH NAMAZINI, camiye çevirdiği Ayasofya’da kılmasına kadar.

   Fatih Sultan Mehmet Han, harap haldeki Ayasofya’ya iki minare yaptırarak, mükemmel bir Camiye dönüşmesi için çalışma başlatmıştı.

    Ayrıntılara girmeyeceğim çünkü Türk idaresinde Ayasofya o kadar çok ilgi ve alakaya sahip oldu ki, günümüze kadar muhteşem bir cami ve eser olarak gelmemesine neden olmuştur.  

   Fatih Sultan Mehmet Han, II. Beyazıt, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve Mimar Sinan’nın yaptıkları büyük katkılar Ayasofya’nın günümüze kadar korunarak gelmesini sağlamıştır.

   Türk idaresinde Ayasofya’ya yapılanları anlatmak için kitaplar yazılması gerekmektedir.

   Ayasofya bir Cami olmayı çok hak ediyor.

    Türkler Ayasofya’ya ne kadar iyi bakmışsa, hıristiyanlar da o kadar kötülük yapmıştır.

   Bu köşe yazısında bahsettiğimiz Ayasofya üçüncü Ayasofya için yazdıklarımdır. Birinci ve ikinci Ayasofya yine hristiyanlar tarafından yıkılarak, tahrip edilmişti.

   24 Temmuz 2020 Cuma günü cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ve önderliginde,Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin Ayasofya’yayı tekrardan,  86 yıl sonra, bir cami olarak ibadete açılması için  Ayasofya’ya yapılanlar ile 1453-1934 yılları arasında  Ayasofya’ya yapılanlar buranın AYASOFYA-I KEBİR CAMİ-İ ŞERİFİ olmasını fazlasıyla  hak ediyor.

Hak yerini bulmuştur.