SON DAKİKA

BM’NIN KIBRIS KARARLARI DA DEĞİŞEBİLİR, DEĞİŞMELİDİR…

YAZI-YORUM
Bu haber 10 Mayıs 2021 - 6:17 'de eklendi ve 370 kez görüntülendi.

Hemen konuya gireyim, BM’nin Kıbrıs kararlarına yakında bir yenisi eklenecek ve onun çalışmaları da başlamıştır.

Ve bence BM’nin bu kararı öncekilerden farklı olmak zorundadır.

Neden?

Çünkü, KKTC ve Türkiye “ kalıpların dışına çıkarak ( thinking out of box)” Kıbrıs’ta artık federasyon görüşmeyeceğini, Kıbrıs’ta halen var olan iki Devlet’in egemen eşitlik temelinde işbirliği yapmalarını sağlayacak çözüm şekillerini ele almaya hazır olduğunu 27-29 Nisan tarihlerinde Cenevre’de gerçekleştirilen 5 artı 1 gayri resmi Kıbrıs görüşmelerinde net bir şekilde ilgili herkesin önüne koymuştur.

Ve BM Genel Sekreteri bunu dikkate almak zorundadır.

Çünkü BM Genel Sekreteri’ne Kıbrıs’la ilgili olarak verilen görev “ iyi niyet görevidir”…

Yani, taraflara bir plan, ya da bir öneri dayatamaz…

İyi niyetle uzlaşmalarını sağlamaya çalışır…

Kıbrıs konusundaki BM kararları da tavsiye niteliğindedir.

BM, hiçbir zaman Türkiye’yi Kıbrıs’ta işgalci konumuna koymamıştır, koyamamıştır.

Koysaydı, yaptırım kararları alır, silahlı güç kullanmak dahil pek çok yola başvurarak Türkiye’nin Kıbrıs’tan çıkmasını sağlamaya yönelik adımlar atabilirdi.

Neden yapamadı?

Çünkü, Türkiye Kıbrıs’ın garantörüdür.

Rum Devleti’ne dönüştürülen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu unsurlarından biridir, hatta bana göre en önemlidir.

Neden?

Çünkü, aslında 2’nci Dünya Savaşı sonrası oluşan dünya düzeninde Kıbrıs, İngilizler tarafından eski sahibine , yani Osmanlı İmparatorluğu’nun yerini alan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun tüm yükümlülüklerini ödemek zorunda kalan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne geri verilmeliydi.

Verilmedi…

İngiliz, Hindistan-Pakistan, Filistin-İsrail, Türk-Yunan kavgalarını yaratan adımlar attı ve bölgede üsler elde etti.

Gelelim günümüze…

BM kararları değişmelidir ve değişebilir diyorum…

Bunun için çabaların başladığını da biliyorum.

Ama bu çabalar ne sonuç verir diyorsanız hemen vurgulayayım , ben şu anda bizim istediğimiz noktaya geleceklerine inanmıyorum.

Neden?

Çünkü içimizdeki unsurlar henüz, Rumlara, İngilizlere, AB ve ABD’ye Türkiye’ye karşı oyun oynama fırsatını vermekten vazgeçmediler.

Kim bunlar…

Sözde solcular…

Bilindiği üzere dünyada solun değişik tanımları vardır…

Fraksiyonları söz konusudur.

Ama iddia ediyorum bizim sözde solcular gibi bütün kalıpların dışında olan yoktur.

Neden?

Çünkü ne kadar farklı olurlarsa olsunlar, sol düşünceyi savunanların bir takım ortak özelikleri de vardır…

Nedir bunlar?

  • Sol düşünce, emperyalizme, her türlü sömürüye, zulme, haksızlığa karşıdır.

  • Özgürlükçüdür.

  • Adaletçidir.

  • Devrimcidir.

  • Çağdaştır.

  • Değişimcidir, ilerlemecidir.

  • Sosyal hiyerarşinin sona ermesi; Zengin-fakir farkının ortadan kalkması

  • Emek-sermaye çelişkisinde emekten yana olmak

  • Sol, YENİ DÜZENCİDİR…Mevcut sistemi yıkmak ve yerine yeni bir düzen kurmak ister.

  • Sol düşünce yeni fikirlere açıktır.

  • Değişimden, dönüşümden yanadır.

Bizdekiler öyle mi?

Hayır değildir.

Tam tersidirler…

  • Bizim sözde solcular ( ÖZDE SOLCULARA LAFIM YOK) değişimden yana değil statükodan yanadır.

  • Bizim sözde solcular emekten yana değil sermayenin adamlardır.

  • Bizim sözde solcular mazlumdan, ezilenden, haksızlığa uğrayandan yana değil AB’nin, ABD’nin, BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin görüşlerinden yanadır.

Hala, 4 Mart 1964’te, yine İngiliz oyunu ile Kıbrıs’a BM Barış Gücü askeri gönderilmesi için alınan, Türkiye’nin sırf akan Türk kanı dursun diye evet dediği, Makarios hükümetini meşru sayan 186 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararını baz alan BM kararlarını savunuyor bizim sol…

Hala, 1977-1979 Denktaş-Makarios, Denktaş-Kiprianu “ DORUK ANTLAŞMALARI İLE 11 ŞUBAT 2014 EROĞLU-ANASTASİADİS liderler ortak açıklamasına takılıp kaldı bizimkiler…

Oysa , rahmetlik Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş da 3’ncü Cumhurbaşkanı Eroğlu da Rumlarla federasyon kurmaya çalışmanın boşuna olduğunu açıkça ortaya koymuşlardır.

Siz bakmayınız, Anastasiadis’in son Cenevre görüşmelerinde Sayın Eroğlu ile ortak açıklamalarını bolca kullanmaya çalışmasına…

Sayın Eroğlu o ortak açıklamaya niçin evet dediğini 14 Şubat 2014’te yaptığı HALKA SESLENİŞ KONUŞMASINDA belirtmişti.

Daha sonra da pek çok kez açıkladı Sayın Eroğlu….

SAYIN EROĞLU, O DÖNEMİN BM GENEL SEKRETERİ BAN Kİ MOON’UN GREEN TREE ZİRVESİNDE ORTAYA KOYDUĞU KIBRIS KONUSUNDA BİR “END GAME-SON OYUN” ve 2013’te Başkan seçildikten sonra bir yıl süreyle görüşmelerden kaçan ANASTASİADİS’İN MASAYA GELMESİ VE BU SON OYUNUN OYNANARAK BM’NİN RUMLARIN FEDERASYON İSTEMEDİĞİNİ ANLAMASI İÇİN O ortak açıklaya evet demişti.

Ama olmadı..

Anastasiadis masaya gelmesine geldi ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de sismik araştırma yapmasını bahane ederek masadan kaçtı.

Son oyunu oynamak SAYIN AKINCI’YA NASİP oldu…

2017’de CRANS MONTANA’DA SON OYUN OYNANDI VE FEDERASYON GÖRÜŞMELERİ SONA ERDİ.

SAYIN AKINCI Crans Montana’a sonrasında düzenlediği basın toplantısında, “BU BİZİM NESLİN SON FEDERASYON GÖRÜŞMESİ İDİ…” DEDİ.

CTP buna çok kızdı..

AKEL çok büyük tepki gösterdi.

Neden ?

Çünkü federasyon görüşmelerinin bitmesi siyaseten kendilerine büyük çöküntü yaşatır…

ABD ve AB, Türkiye üzerinde oyun oynama, Türkiye’nin güçlenmesini engelleme çabalarına sekte vuracağı için buna çok bozuldu.

Ama durum ortadadır.

Suyun akışı devam etmektedir.

Tarih asla geri döndürülemez.

Kıbrıs’ta iki halk, iki egemenlik, iki Devlet vardır.

BM kararları bunları dikkate almadığı sürece bir yere varılamaz.

BM Genel Sekreteri’ni Haziran ayında Güvenlik Konseyi’ne Kıbrıs’taki Barış Gücü’nün görev süresinin 6 ay daha uzatılması için sunacağı Kıbrıs raporu Türk tarafının Cenevre’de ortaya koyduğu tavrı dikkate almak zorundadır.

Alamazlarsa ne mi olur?

Türkiye ve KKTC kendi yollarında yürürler…

Aktif siyaset izleyip, KKTC’nin tanınması, Kapalı Maraş’ın açılması, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon aramaları konusunda adımlar atarlar…

BM kararları kuran ayeti değildir.

Değişebilir.

BM Kıbrıs konusunda da pek çok karar aldı…

Bunların her birinin diğerinden farkı vardır.

Filistin, Afganistan, Suriye, Kosova, Bosna konularında da başlangıçlarından sonra, BM ÇOK AMA ÇOK DEĞİŞİK KARARLAR ALDI…

VURGULUYORUM; BM’NİN yeni KIBRIS kararı DİĞERLERİNDEN ÇOK ÇOK FARKLI OLMALIDIR…

Artık federasyon görüşmeleri bitti..

EĞER BM, KIBRIS’TA HAKİKATEN ÇÖZÜM İSTİYORSA YENİ KIBRIS KARARINI TÜM YAŞANANLARI GÖZ ÖNÜNDE TUTARAK ALIR…DEĞİŞİKLİK YAPAR..