SON DAKİKA

ÇARPMA BENİ – BÖLME BENİ

AZİZ KARAAZİZ[email protected]
GÜNDEM
Bu haber 07 Ekim 2019 - 16:50 'de eklendi ve 80 kez görüntülendi.
Sayın Akıncı Cumhurbaşkanı görevine bir kez daha aday.
Bunu artık çok bir şekilde biliyoruz.
Çünkü kendisi de bunu çok net bir şekilde bize gösteriyor.
En son yaşanan Büyükkonuk olayı da bunun bir sonucudur.
Yaşanmış bir olay söz konusudur.
Bunu nedenleri ve sorumluları mutlaka konuşulmalıdır.
Özür gerekiyorsa da özür dilenmelidir.
Sonuçta Sayın Akıncı’nın özür kabul eden bir yapısı olduğunu gördük.
Ayin amacıyla geldiği KKTC’den Bayrak ve Denktaş’ın fotoğrafının çalan Rum gencin Papaz babasının yazılı özürünü kabul etmemiş miydi..?
Etmişti,.
Peki o zaman aynı yaklaşımı neden Büyükkonuk halkına sergilemiyor..?
Kabahat olarak gördüğü bir olay karşısında neden faturayı tüm Büyükkonuk ve de bölge halkına kesiyor..?
Bence çıkıp kimlerde kusur gördüğünü söylemeli ve bu kişileri nasıl affedeceğini de açıklamalıydı.
Bu konu kamuoyu önünde bu şekilde tartışılmalıydı.
Ama bunu yapmadı.
Onun yerine birilerinin başlattığı “toplu linç” girişimine katılmayı tercih etti.
Evet, ne yazık ki görüntü böyledir.
Önce facebook’ta “teknik bir hata” ile bir düğmeye bastı ve bir başkasının paylaşımı paylaştı.
Sonra “teknik hata”yı düzeltti, paylaşımı sildi.
Kendi yorumlarını paylaştı.
Öncekine göre bu, şekil olarak daha doğruydu.
Ama içeriği olmadı.
Büyükkonuk halkının emeğini hedef göstermek çok doğru bir yaklaşım değil.
Büyükkonuk ve bölge halkı eko-gün etkinliğine büyük emekler vermişlerdir.
Bu etkinliğin ülkemizdeki öncüsüdür o insanlar.
Kısıtlı imkanlarla vardan yok etmişlerdir.
Şimdi bir kalemde bu etkinliği sırf seçim malzemesi olsun diye harcamak olmaz.
Bunu yapmaya çalışan cephe de yanlış yapmaktadır, onlarla aynı çizgide bir görüntü sergileyen Sayın Akıncı da..
Cumhurbaşkanlığı çok önemli bir makamdır.
Toplumun en üst makamıdır.
Saygıyı en üst seviyeden görmesi gereken bir makamdır.
Bizim toplumumuz da böyle yaklaşmaktadır.
Bu toplumda kimsenin ne Cumhurbaşkanlığı makamı ile ne de Cumhurbaşkanı Akıncı ile saygı sorunu vardır.
Olamaz da..
Ama ortada bir yanlış varsa, ya da yanlış olarak gördüğümüz bir durum varsa bunu da söylememiz gerekmektedir.
Kimse durumu bir saygısızlık olarak algılamasın.
Ama bu saygıyı gören Sayın Akıncı’nın da toplumu birleştirme, bir arada tutuma gibi bir görevi vardır.
Matematikteki dört işlemden sadece toplama işlemini kullanmalıdır Sayın Akıncı.
Çarpmayı, hele de bölmeyi asla kullanmamalıdır.
Seçim için ile olsa.
Kaldı ki önümüzde çok daha ciddi meseleler vardır.
Rum tarafının yasadışı olarak sürdürdüğü hidrokarbon faaliyetleri ilk sırada olması gereken bir aciliyettedir.
Sayın Akıncı’nın da önceden çok kereler dile getirdiği bir noktaya vardık.
Sözde münhasır ekonomik bölgelerinde çeşitli ülkelerin şirketlerine ihaleler dağıtmayı sürdürüyorlar.
Biz buna rağmen hala onlarla bir anlaşma yolu arıyoruz.
Arayalım, belki bulunur..
Bulamayacağımız kesindir ama yine de kimsenin hayallerini bozmayalım.
Zamana bırakalım, o bozsun bu hayalleri.
Ama son yaptıkları anlaşmalara sessiz kalınamazdı.
Öyle de oldu.
Karpaz açıklarında sondaj yapan Yavuz Mersin’e geri çağrıldı.
Rum tarafı ile bizdeki bazıları buna çok sevindiler.
Ama bu sevinç kısa sürdü.
Yavuz şimdi sözde 7. parselde..
Orada sondaja başlayacak.
Güzelyurt-1 kuyusunda..
İki yönlü bir mesaj var aslında burada..
Hem hidrokarbon hem de Güzelyurt rüyası gören Rum tarafına verilmiş ince bir mesaj.
Anlayana..
İşte bunlar olurken ve Rum-Yunan tarafı önlerine çıkan her kapıyı çalarak bizi şikayet ederken benim beklentim KKTC Cumhurbaşkanı’nın çıkıp bunlara yanıt vermesiydi.
Yapmadı.
Belki de 3’lü veya 5’li görüşme hatırına sustu.
Ama bunlara susarken Büyükkonuk halkına ambargo koyması olmadı..
Seçim uğruna da olsa bizi birbirimize çarpmak ve bölmek olmadı..
Toplamaya bu kadar ihtiyacımız varken, olmadı…