SON DAKİKA

DIŞ MÜDAHALE..

FUAT NALCIOĞLU[email protected]
EKONOMİ POLİTİKA
Bu haber 06 Ekim 2020 - 9:38 'de eklendi ve 310 kez görüntülendi.

   Siyaset bilimi ile uğraşanlar, biliyorlar ki, bir siyasetçi, bir kesimin, ‘temsilcisi’ demektir.

    Siyasetçiler bir ‘kesimin’ temsilcileridir ve siyasetlerini sürdürürken, temsilcisi oldukları kesimin çıkarlarını savunurlar.

   Siyasette bu durumu beğenirsiniz ve beğenmezsiniz, ama gerçek de budur.

    Dünyanın her köşesinde yapılan tüm seçimlerde ‘müdahale’ her zaman vardır.   

    Hatta bir çoğunda, sonucu bu müdahaleler belirler. ‘Demokrasi’ denen ‘tiyatro’ tamamen göstermelik bir oyundur. Halkları mutlu etmek için kurgulanan güzel bir oyundur.

    Kuzey Kıbrıs’ta 11 Ekim’de yapacağımız cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de müdahalenin dik alasını yaşamaktayız.

    Bu anormal bir durum mudur? Hayır, çok doğal bir olayı yaşıyoruz.

     Bir düşünün, Kuzey Kıbrıs, Doğu Akdeniz’in merkezinde bulunan, çok önemli bir merkezdir.

     Doğu Akdeniz de onlarca ülkenin, egemenlik kurmak için yıllardır, kıran kırana mücadele ettikleri çok önemli bir alandır.

     Doğu Akdeniz’de egemenlik kurma mücadelesi veren ülkeler, bir çok kez savaşın eşiğine bile gelmiş durumdadırlar.

     Doğu Akdeniz’de onlarca ülkenin egemenlik kurmak için savaşın eşiğine bile gelinmiş bir döneminde, Doğu Akdeniz’in merkezinde yapılacak olan seçimlere de, onlarca ülkenin ‘dış müdahalesi’ olması kaçınılmazdır.

    Ben bu dış müdahalelerin yaşanmasını, çok doğal karşılıyorum. 

     Bu dış müdahalelerde, Kıbrıs Türkü’nün çok dikkat etmesi gereken, kendi çıkarların hangi yönde olduğuna karar vermesidir. 

    Kıbrıs Türkünün tartışmasız yürümesi gereken tek yolu vardır. Anavatan Türkiye ile birlikte yürüyeceği güvemli yoldur.

      Biz Kıbrıs’a, 1571 yılında Anadoludan gelen Türklerin evlatlarıyız. 1571 yılından beridir bizim tek tutunacağımız güvenli dal, anavatanımız Anadolu’nun güçlü dallarıdır.

    Kuzey Kıbrıs’ta 11 Ekim’de yapacağımız cumhurbaşkanlığı seçimlerine, başta güney Kıbrıs olmak üzere, Avrupa Birliği, ABD, İngiltere ve bilimum bir çok ülkenin direk müdahaleleri ile karşı karşıyayız.

    Rumlar, bir cumhurbaşkanı adayının seçilmesi için canlarını yediler. Neden? Kendi çıkarları öyle gerektirdiği için elbette.

    Dış müdahalede bulunan diğer tüm ülkeler, Doğu Akdeniz’deki çıkarları için, bu müdahalede bulunmaktadırlar.

    Biz Kıbrıs Türkü olarak, bizim hak ve çıkarlarımızı gasp etmeye çalışanlara karşı, hak ve çıkarlarımızı, her şart altında koruyan ve kollayan, hiç bir karşılık beklemeden, bizim yanımızda olan, her türlü desteği veren, gönül bağı ile bağlı olduğumuz  anavatan Türkiye’dir.

    Kıbrıs Türkü 11 Ekim veya 18 Ekim’de, anavatanımız Türkiye ile birlikte kararlı bir şekilde yürüyen cumhurbaşkanı adayını cumhurbaşkanı seçecektir. 

    Bu konuda, yıllarca bu adada anavatanından uzak, bin bir açılar çeken ve 1974 yılında, anavatanın sayesinde özgürlüğe ve huzura kavuşan, Kıbrıs Türküne güveniyorum.