SON DAKİKA

DOĞRULARI YAPMANIN İMKANI KALMAMIŞSA DOĞRULARI SÖYLEME ZAMANI GELMİŞ DEMEKTİR!

ÖZDEMİR TOKEL[email protected]
İŞİN ÖZÜ
Bu haber 16 Nisan 2019 - 15:51 'de eklendi ve 472 kez görüntülendi.
Çok farklı kesim ve unsurların, “Doğruları Yapmak ve Doğruları Söylemek= Doğru Yönetim” gibi basit , yalın bir paydada birleştiği siyasal bir hareketin, vücuda erdiği yerdi Halkın Partisi…

Buna bir de geleneksel siyasetin sağ-sol kavramının içine hapsolmamak fikrini de eklersek, HP için kendini merkeze konumlandıran yeni diye tanımladığı siyaset anlayışını, eski siyasetin topraklarına ekerek burada o tohumları yeşertmeye çalışan bir parti olarak da bakabiliriz.

Katılırsınız katılmazsınız, doğrudur, yanlıştır. Bunu elbette tartışabiliriz. Ama bana göre işin özeti bu veya buna çok yakındır.

Hal böyle iken, yani; “Geleneksel siyaseti reddeden bir bakış açısı ile konuları ele alan, doğruları yerelden çok, evrensel gerçeklikte ararken, baskın bir seçimle geleneksel siyasetin tam da ortasına düşen ve bir anda “evrensel rasyonel” değil ” yerel reel” siyasetle yüzleşmek zorunda kalan HP’nin, belli bir süre muhakeme ve alışma süreci yaşamak zorunda kalacağı beklenen bir durumdu.

İlk dönemlerde, reel siyaseti okuma noktasında çekilen güçlüğü, şimdilerde ise gerçekle yüzleşmenin yaşattığı hayal kırıklıklarını bu pencereden okumakta fayda var.

Ama biz “Var olma amacı” dediğimiz şeyden yani esastan uzaklaşmamalıyız. Çünkü yazının temeli işte tam da bu cümlenin cevabında gizli.

Temel fikir neydi? Doğruları konuşmak! Doğruları yapmak… Doğru yönetim…
İşin özü tam da bu noktada aslında. Hatalarla sevaplarla doğruları cesaretle söylemeye devam etmek ve doğruları cesaretle yapmaya devam etmek. Yaşamsal unsur bu.

Peki son günlerde HP’ye getirilen diğer eleştirilerin yanında en temel eleştiri ne?

“Doğrular bu kadar açık söylenmemeli.
Susun. Konuşmayın.”
Böylesi bir temel fikrin üzerine inşa edilen siyasi bir oluşumun üyelerine; üstelik doğruları yapmak için ortada bir zemin kalmamışken, hiçbir şey yapamaz durumdayız ama “mış” gibi davranmaya devam edin diyorlar.

İşler kötü gidebilir ama işler kötü gitse de, siz bunu gizleyin diyorlar. Sorunları görün ama susun diyorlar.

Ben de diyorum ki; kuruluş esaslarına aykırı. Yani doğalarına aykırı. Hatta bir adım daha atayım “susmamak” HP için aslında elde kalan en değerli tavır.

Bir koalisyon kurmuşsunuz iş yapamıyor. İcraat yapamıyor. Reform yapamıyor. Yani ortada “doğru yapacak” bir şey yok. Ne kalıyor geriye? “Doğruları söylemek”. Şimdi bu insanlara bunu da yapmayın diyorlar.

İşin özü şu: HP’ye hatalar bizden kaynaklanınca susun, başkasından kaynaklanıyorsa haykırın diyorlar. Bence HP’nin esasını çözemediler. Susmayacaklar. Sustukları gün kendilerini inkar etmiş olurlar ve üstelik daha yeni başladılar #bilinistedim.

“Doğruları yapmak için artık şartlar ortadan kalkmışsa, geriye bir tek doğruları söylemek kalır.” Onlar da doğaları gereği bunu yapıyorlar.