SON DAKİKA

FIRAT VE AKDENİZ’İN DOĞUSU’NDA NELER OLUYOR?

GÖKHAN GÜLER[email protected]
GENİŞ AÇI
Bu haber 14 Ekim 2019 - 11:29 'de eklendi ve 234 kez görüntülendi.

Öncelikle tüm dünya şunu iyi bilmelidir ki Kıbrıs Türk Halkı, KKTC Başbakanı Sayın Ersin Tatar ve Başbakan Yardımcısı Sayın Kudret Özersay’ın ilk günden itibaren yapmış oldukları açıklamalarda belirttikleri gibi Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin teröristlere karşı başlatmış olduğu Barış Pınarı Harekâtı’nı sonuna kadar desteklemektedir!

Arapça AYN kelimesi PINAR demek. Suriye tarafında Ayn el-Arap; Arap Pınarı, Ayn el-İsa; İsa Pınarı, Rasul Ayn; Resul Pınarı ve Türkiye tarafında ise CEYLANPINAR var! Bilmeyenler için söylemiş olalım harekâtın olduğu bölge pınarlarıyla meşhurdur!

Birileri öyle anlaşılıyor ki Barış Pınarı Harekâtı’nın ismine kafayı çok takmış! Öncelikle herkes şunu iyi bilmelidir ki, barış kelimesi hiçbir kimse ve zümrenin tekelinde değildir! Neymiş efendim neden Barış Pınarı ismi verilmiş harekâta!

Yine başka bir konu harekât değil de savaşmış, kan varmış! Savaş devletlerarasında olur! Teröristlerle savaş değil mücadele olur. Teröristlerle diyalog olmaz! Bunu da özellikle yeri gelmişken söylemiş olalım.

Eğer bugün binlerle ifade edilen teröristlere müdahale edilmeyerek palazlanmaları izlense yarın sayıları yüzbinlerle ulaşacaktı. Sonrasında ne mi olacaktı ellerindeki silah ve mühimmatlarla 3. Dünya Savaşı çıkmasına neden olacaklardı? Devletler güçle kudretle süngünün ucunda kurulurlar. Hiçbir devlet diyalogla diplomatik sohbetlerle kurulmaz ve yoluna devam edemez!

1974 Mutlu Barış Harekâtı gerçekleşmemiş olsa idi bugün Ada’da Kıbrıs Türk Halkı kalabilecek miydi? Bundan dün ders almayanlar BM gözetimi altındaki Bosna’da yakın geçmişte yaşanan soykırımdan da mı ders almadılar?

Daha önce de defalarca vurguladığım gibi Kıbrıs Türkü’nün 1878’de başlayan Varoluş ve Özgürlük Mücadelesi halen devam eden bir süreçtir. Her an her zaman uyanık olmak zorundayız!  

Türkiye Cumhuriyeti’nin teröristlere karşı başlatmış olduğu Barış Pınarı Harekâtı’nın durdurulması için Avrupa Birliği ortak açıklama yapılmak istediğinde Macaristan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ortak açıklama yapmak istediğinde ise Rusya bu durumu VETO etmiştir! Acaba birileri bu durumdan hiç mi hicap duymaz? Kıbrıs Türk Halkı Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin teröristlere karşı başlatmış olduğu Barış Pınarı Harekâtı’nı sonuna kadar desteklemektedir!

***

Fırat Nehri’nin Doğu’sunda(Türkiye’nin Güney sınırı) Barış Pınarı Harekâtı, Akdeniz’in Doğusu’nda(KKTC) ise Şehit Yüzbaşı Cengiz Topel Akdeniz Fırtınası Tatbikatı-2019 geçtiğimiz hafta içerisinde neredeyse eş zamanlı olarak başladı! Sizce böyle bir şey tesadüf olabilir mi? Öyle görülüyor ki Türkiye tüm cephelerde dost ve düşmanlarına teyakkuz durumunda olduğunu gösteriyor!

Fırat ve Akdeniz’in Doğu’sunda yaşananların temeli, bölgesel aktörlerin enerji kaynaklarına ve bunların Batıya taşınma güzergâhlarına hâkim olabilme mücadelesine dayanmaktadır! Aslında bunun da temeli Ortadoğu’da enerji kaynaklarının varlığının keşfi ile Osmanlının dağılması sonrasında oluşan yeni düzende haritaları cetvel, bayrakları masa başında düzenlenmiş olan ülkelerin meydana çıktığı dönemlere kadar dayanmaktadır…

Doğu Akdeniz’de senede 250 bin dolayında geminin bu güzergâhı kullanarak seyrüsefer yaptığı ifade edilmektedir. Doğu Akdeniz öncelikle bölgesel aktörler için Ortadoğu’nun güvenliği bakımından son derece stratejik öneme haiz bir yerdir! Ardından da Ortadoğu’daki hidrokarbon rezervlerinin güvenli şekilde Batıya transfer güzergâhı olarak görülmektedir!

Doğu Akdeniz’de esas mesele hidrokarbon rezervi değildir. Çünkü Doğu Akdeniz’de öyle iddia edildiği miktar ve kalitede rantabl hidrokarbon rezervi yok! Öyle olsa İtalyan Eni şirketi geçtiğimiz hafta bu işten kolayca vazgeçeceğini açıklar mıydı? Yine bu bağlamda EASTMED Projesi bu anlamda yalan hikâyesine dönmedi mi?

Doğu Akdeniz’de esas mesele Deniz Yetki Sahalarının ABD ve AB desteğiyle Rum yönetimi lehine gasp edilme girişimidir! Doğu Akdeniz bölgesel aktörler açısından Ortadoğu’daki enerji kaynaklarının güvenliği ve geçiş güzergâhı bakımlarından son derece stratejik yer olarak görülmektedir!

ABD ve AB’nin Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Güney Kıbrıs lehine destek vermeleri Türkiye’nin milli çıkarlarını ciddi anlamda tehdit etmektedir. Türkiye bu tehdide karşı tarihinin en büyük askeri deniz tatbikatı olan Mavi vatan ile cevap vermiştir.

AB Doğu Akdeniz’de söz sahibi değildir. AB eğer Rum tarafı lehine konuya müdahil olmaya kalkarsa o zaman kendisi hukuken işgalci olur. AB 2004’de Rumları üye yaparken öyle anlaşılıyor ki Doğu Akdeniz’de hem kara, hem deniz, hem de hava fır hatları konusunda söz sahibi olabilmeyi düşünerek böyle bir adım atmıştır!

AB Adaya ait MEB’i kendi MEB’ine eklemeye çalışmaktadır. Bu yolla hem Doğu Akdeniz’de hem de Ortadoğu’da söz sahibi olabilmeye çalışmaktadır.

ABD ve Avrupa Birliği uluslararası hukukun üzerinde değildir. ABD ve Avrupa Birliği kendisini hukuki bir otorite ya da mahkeme gibi görerek kararlar alıp hükümler veremez! ABD ve AB gerek Doğu Akdeniz’de gerekse farklı coğrafyalarda kendilerini hukuki bir otorite ya da mahkeme gibi görerek kararlar alıp hükümler veremeye kalkışmaktadırlar! Bu durum 2. Dünya savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin bozulmasına ve kaos ortamının oluşmasına neden olmaya başlamıştır!

Türk tarafı( Türkiye ve KKTC) Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve hukukunu sağduyulu bir biçimde en başından beri muhafaza etmektedir. Türk tarafının konuyla ilgili kararlılığı bu anlamda asla test edilmeye kalkışılmamalıdır.