SON DAKİKA

Hasipoğlu: İki devletli çözümü dirayetle savunacak lider Tatar’dır

Bu haber 27 Eylül 2020 - 13:42 'de eklendi ve 309 kez görüntülendi.

Ulusal Birlik Partisi Gazimağusa Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, Kıbrıs Türk Halkı’nın kendisine 5 yıl daha kaybettirmeyecek, farklı alternatifleri gündeme getirecek bir Cumhurbaşkanı seçmesi gerektiğini belirtti.

Hasipoğlu, UBP Genel Başkanı ve UBP Cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar’ın yıllardır denenen ancak başarılamayan federasyon modeli yerine Türkiye’nin de açıkça desteklediği iki devletli çözümü dirayetle savunacak, masaya getirilmesini sağlayabilecek aday olduğunu kaydetti.

Oğuzhan Hasipoğlu “ Türkiye’nin kaydettiği ilerlemeler, Doğu Akdeniz’deki gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda birlik içinde savunulması ve Türkiye ile sıkı işbirliği içinde çalışılması halinde iki devletli çözümün mümkün olduğunu” belirtti.

Hasipoğlu açıklamasında şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanlığı seçimlerine az bir süre kaldı. KKTC halkı, BM ve  uluslararası zeminde bizi temsil edecek liderini seçecek. Bu seçim, mevcut temelde görüşmelere devam edilsin diyenler ile artık iki egemen devlet temelinde Kıbrıs konusunda bir anlaşmaya varılsın diyenler arasında hayati bir seçim olacaktır. UBP Genel Başkanı ve UBP ve Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar,  yıllardır denenen ancak başarılamayan federasyon modeli yerine Türkiye’nin de açıkça desteklediği iki devletli çözümü, dirayetle savunacak, masaya getirilmesini sağlayabilecek liderdir.

Halkımız gelişmeleri iyi değerlendirmeli ve kararını öyle vermelidir.

Açıkça bellidir ki, Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türk tarafının kendisiyle kendinin istediği şartlarda bir federasyon anlaşması yapmaktan başka alternatifinin olmadığını bildiği sürece, bizim isteklerimize asla olumlu yaklaşmayacaktır.

Aslında takribi 40 yıllık federasyon görüşmelerinin sonunda Kıbrıs Türk halkının çoğunluğunun hissiyatı; Artık bu müzakerelerden sonuç almak ve nihayetlendirmektir.

Gayri Resmi denilen ve özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra yapılması planlanan görüşmeye, eğer Rum tarafı uzlaşmaz tavrını sürdürecek ise, yeni seçilecek olan Cumhurbaşkanı, görüşme sürecinin çöktüğünün tespitini, BM`den talep etmelidir.

İsviçre görüşmelerindeki çöküşten ve son yapılan Berlin görüşmesinden sonra, herkesin hemfikir olduğu bir tesbit vardır; iki taraf  ortak bir vizyonda anlaşamamakta, federasyon modeline ve BM parametrelerine farklı anlam yüklemektedirler.

Kıbrıs Rum tarafı Siyasal Eşitlik kavramını kendine göre yorumlamakta, Garanti hakkını bir BM parametresi olarak görmemektedir.

Demek ki artık Federasyon modelinden vazgeçip, farklı alternatiflerin, başta iki devletli modeli müzakere masasına getirmemiz doğru bir zemin olacaktır. Diğer bir ifadeyle neyin görüşülmesi gerektiği konusunda anlaşmamız gerekmektedir. Neden federasyon olamayacağı ve iki devletli olması gerektiğini daha iyi anlamamız için, Rum tarafının geldiği noktadaki pozisyonlarına bakmamız yeterli olacaktır. Masaya oturacak Cumhurbaşkanı, oturduğu ilk toplantıda aşağıdaki soruları sorup alacağı yanıtlara göre “Neyin Görüşülmesi ve Neyin Görüşülmemesi Gerektiğini” pek ala netleştirebilir;

Oluşacak ortaklığı, mevcut Kıbrıs Cumhuriyetinin devamı olarak mı, yoksa yeni bir iradeyle oluşacak yeni bir ortaklık olarak mı görüyorsun?

Kıbrıs Türk halkını yeni oluşacak olan yapıda eşit olarak mı görüyorsun, yoksa mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti içerisinde bir kısım haklar mı vermeyi öngörüyorsun?

Petrol – Doğalgaz konusunda yapmış olduğumuz ve Komite önerisini kabul ediyor musun?

Petrol ve Doğal Gaz konusu, ortak devletin yetkisinde mi, yoksa kurucu devletlerin münhasır yetkisinde olmalı?

Kıbrıslı Türkler sadece kendilerine ilgilendiren konularda mı olumlu oy hakları olmalı, yoksa ortak devletin tüm kararlarında mı oy hakları olmalı?

Her iki tarafın da sadece kendilerini ilgilendiren konularda karar alabilmesini, dolayısıyla içte egemen eşit iki devlet, dışta kararların ortak bir iradeyle alınacağı tek uluslarası kimlik yaklaşımını kabul edermisin?

“Sıfır asker, sıfır garanti” pozisyonun hala geçerli mi, Türkiye”nin müdahale hakkının son bulması pozisyonunda hala ısrarcı mısın?

Adanın kuzeyinde, nüfus ve mülkiyet Sarih Çoğunluğunun Kıbrıslı Türklere ait olacağını ve toprak ayarlamasında Kıbrıslı Türklerin evlerinden, yerlerinden göç ettirilmemesini kabul ediyor musun?

Karpaz ve Güzelyurt bölgelerinin Güney kurucu devletine bırakılmasında ısrarcı mısın?

Bu soruların yanıtını herkes kendine göre versin. Eğer Rum tarafının yukarıdaki sorunlara esnek yaklaşacağını ve bizimle paylaşımcı bir zihniyet içerisinde olabileceğini düşünüyorsanız, buyurun mevcut yöntemlerle, aynı konuları bir 5 yıl daha konuşmaya devam edelim.

Bu sorular, benim de belli bir dönem müzakere süreçleri içerisinde somut cevaplarını almaya çalıştığımız sorulardı.

Ne yazıktır ki, Rum tarafının bu sorulara vereceği cevaplar, bizim istediğimiz cevaplar değildir. Bizler de bu sorulara verilecek cevapların ne olduğunu bildiğimiz için, bize bir 5 yıl daha kaybettirmeyecek, farklı alternatifleri gündeme getirecek , günü gelince masaya koyacak bir lider seçmek durumundayız.”