SON DAKİKA

KIBRIS TÜRK FUTBOLU FIFA’YA BAĞLI AMA…

KAYA EMİROĞLU[email protected]
Bu haber 28 Mart 2021 - 17:27 'de eklendi ve 3.434 kez görüntülendi.

Kıbrıs Türk futboluna kısa bir gözlem yaptık, acizane. Önce KKTC’yi kurup da FIFA tarafından dışlandığımız 1983 yılına ve hemen sonrasına bakmamız gerekir.

O yıllarda Birinci Lig (Bugünkü Süper Lig) maçlarının çok azı çim sahalarda yapılabiliyordu.

Akdoğan Özgürlük, Girne 20 Temmuz, Güzelyurt Zafer..

Onlar da, aşırı yağmurlu ve soğuk kış aylarında, ki maçların yoğun olduğu dönemdi, balçık tarlasına dönerdi.

Zeminler büyük çoğunlukla topraktı.

Yani, yerden topla oynamanın ve kısa pas sistemine dayanan çağdaş oyun anlayışının, ki bugün en geçerli ve başarılı oyun sistemidir, yapılabilmesi çok zordu. Peki toplarımız?

Son model değildi.

FIFA onaylı olmayan çok sayıda kalitesiz toplarla bir sezonun ancak yarısını tamamlayabilirdiniz. Ayakkabıların durumu?

Ah o ayakkabılar.

Hade Birinci Lig neyse de alt liglerde ve hele hele BTM’de hep meşhur “sebo” giyilirdi.

Toprak sahaya en uygun, kaymayan cinsten.

Kaleci eldivenleri evlere şenlikti. (Ben kaleciydim ordan biliyorum)…

Toprak saha koşullarında 3-5 maçtan sonra başlardı yırtılmaya.

Forma-şort, tozluk, eşofman?

Ooooo, bir sezonu bir setle tamamlamak zorundaydınız ki imkansızdı.

Hele de toprak saha şartlarında.

Sahalarımızı anlatmak bile istemiyorum.

Tellerden elinizle uzandığınızda futbolcuya dokunabilirdiniz.

Unutmadan, bir de hakemlerimiz vardı.

Maçların devre aralarında su bulamazlardı çoğu zaman.

Belki ev sahibi takımın emektar-cefakar malzemecileri ya da yöneticileri olurdu da onlar az biraz getirirlerdi.

Güzelyurt tarafındaki maçlarda ise devre arasında portakal yiyerek ikinci devreye çıkan çok hakem hatırlarım.

Her türlü olumsuzluğa rağmen, yine de FIFA kurallarından taviz verilmezdi.

Futbol oyun kuralları FIFA’nınkinin en güncelleştirilmiş haliydi.

“Onlar ne derse”, imkanlar dahilinde, yapılırdı. Merhum Ahmet Sami Topcan büyüğümüz, kendisini rahmetle anarız, kurallardan asla taviz vermez, kararlarda ise adaletli olmaya çok özen gösterirdi. Yani?

Yanisi şu; biz asla ve asla, ne 1974 öncesinde, ne 1983 öncesinde ve ne de dünya futbolundan tamamen koparıldığımız 1983 sonrasında FIFA’dan ve dünya futbolundan kopmadık.

Onlar bizi YOK saydı, ama biz onları saymaya ve kabul etmeye devam ettik.

O kadar ki, hala FIFA’nın güncel kurallarını takip ediyoruz.

O zamanlar kitapçıklar vardı, şimdi ise futbola meraklı olan, olmayan, bilen, bilmeyen herkes ama herkes tek bir tuşla kurallara ulaşabiliyor.

Hatta, en yeni gelişmeleri (Son zamanlardaki VAR sistemi gibi, ki bizde yoktur) anında haber, web sitesi veya sosyal medya aracılığıyla öğrenebiliyor.

Peki günümüz futbol şartlarında durumumuz nedir? Ronaldo ve Messi ne giyiyiyorsa (Forma, şort, eşofman, yelek, ölçüm kemeri, ve tabii ki ayakkabı) aynısı var futbolcularımızda.

Neredeyse eksiksiz.

Sahalarımız her ne kadar eksikleri ve zaafları olsa da, özellikle çim zeminlerimiz açısından da bakıldığında tamamen futbol oynamaya uygun durumda.

Birçok takımımızın artık antrenman sahası da mevcut. (Keşke daha artırılsa)

Toplarımız “FIFA Approved” yani onaylı en son üretimdir.

Hakemlerimizin her türlü donanımı artık vardır. (Her ne kadar VAR sistemi olmasa da ). Antrenörlerimiz ve teknik direktörlerimizin eğitimleri UEFA Pro Lisans eğitim sistemiyle gerçekleştiriliyor.

Hatta geçmişte bazı teknik adamlarımız yurtdışındaki eğitimlere katılıp antrenörlük lisansı alma başarısı da göstermiştir.

O zaman şu soruyu sormadan edemiyoruz.

Biz FIFA ve günümüz dünya futbolunun her şeyine uyarken ve kabul ederken, onlar bizi neden kabul etmiyorlar?

Biz nerede yanlış yaptık ki bize hep red cevabı veriyorlar?

Hatta bizi YOK sayıyorlar!

Kıbrıs Türk futbolu yanlış yapmadı.

Futbol olarak hep doğruyu yaptı.

Yapmaya da devam edecektir.

Bu noktada asla sorun yok.

FIFA’ya karşı hayal kırıklığı var ama.

Uygulanan çifte standart var.

Futbolu tüm dünyaya yayacağız ve sevdireceğiz dedikleri halde 1955’ten beridir FIFA kurallarıyla oynatılan futbolumuzu görmezden gelmeye devam etme var.

Ancak, bizim doğru yaptığımız ama onlara anlatılanlardan sonra ve işlerine geldiği için yanlış kabul ettikleri ama yine de yüzümüze bir türlü söyleyemedikleri bir konu var.

Bu can alıcı konu, Kıbrıs futbolundan dışlandığımız, ayrıştırıldığımız, hatta yok farz edilmeye çalışılan dönemde hep gurur duyduğumuz bir kurum olan ve Kıbrıs Türk’ünü birleştiren, motive eden “Kıbrıs Türk Spor Teşkilatı” ya da sonraki ismiyle “Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu”nu kurmuş olmamızdır.

Bunu hala hazmedemeyen KOP, onun arkasındaki İngiliz yönetimi ve KOP’un bugün bile hala “diplomasi becerisiyle” dürttüğü diğer ülkeler, bizi YOK farz etmeye devam etmektedirler.

YOK olmadığımızı, özellikle 2000’li yılların başlangıcından itibaren katıldığımız FIFA dışı organizasyonlarda ispatladık.

Gösterdik ki, VAR’ız. İçimizde ve dışımızda ne kadar “kör” varsa onlara da buradan bir kez daha söylemiş olalım.

Yaklaşan KTFF seçimleri var.

Şu an görünen iki aday var.

Belki aday sayısı daha da artacaktır.

Bir kez daha söylemiş olalım ki söylemekten usanmayacağız, Kıbrıs Türk futbolunun gelişebilmesi, sadece ulusal değil, uluslararası alanda da yapacağı etkinlik ve faaliyetlere bağlıdır.