SON DAKİKA

KIBRIS’TA BİR TÜRK DİRENİŞ ÖYKÜSÜ (18)

FUAT NALCIOĞLU[email protected]
EKONOMİ POLİTİKA
Bu haber 18 Kasım 2019 - 12:14 'de eklendi ve 560 kez görüntülendi.

 Aydoğanlı gizli tim üyeleri Rum askerlerine esir düşmüştük. Rum askeri yetkilisinin ‘bu dağlarda gecenin bu vaktinde ne yapıyorsunuz?’ Sorusuna tim komutanımız, diplomatik bir cevap vermişti. Komutanımız ‘Agrotur kampından, köyümüze geri dönüyoruz.’ demişti. Rum askeri yetkilisi düşük rütbeli birisi olduğu için bize ‘komutanımızı çağıralım gelsin, size ne yapacağımıza komutanımız karar versin.’ demişti.

      Rum askerlerinin askeri kamp olarak kullandıkları iki katlı Türk evinin karşısında Gökağaçlı Türklerin üzüm paketleme tesisi olarak kullandıkları bina bulunmaktaydı. Biz akşam yağan yağmurdan dolayı elbiselerimiz çok ıslanmıştı. Rum askeri yetkilisinin de izniyle, bu paketleme evinde ateş yakıp, elbiselerimizi kurutmaya çalışıyorduk. Paketleme evinin bir kenarıda  üzüm paketlemek için kullanılan boş tahta kasalar sıralanmış olarak duruyordu.

    Başımızda silahlı bir Rum askeri bırakmışlardı. Boş üzüm kasalarından üzüm paketleme evinin ortasına bir ateş yakmıştık. Üzerimizdeki elbiselerimizi kurutmaya çalışıyorduk. Rum askeri silahını omuzuna asarak, köşedeki boş üzüm kasalarını ateşi canlandırmak için ateşin olduğu yere taşıyordu. Biz bir grup genç tim üyeleri silahlı Rum askerini etkisiz hale getirip, silahını da alıp kaçmamız gerektiği konusunda hem fikir olmuştuk. Ancak bu eylemi yapmamız için tim komutanımızın izni gerektiğinin da bilinci içindeydik.

    Bu fikrimizi tim komutanına ben açtımsa da tim komutanımız bu çılgınca fikrimize şiddetle karşı çıkmıştı. Benimle ayni fikirde olan diğer genç tim üyeleri de tim komutanımıza ısrar ederek ‘bunlar bizi öldürecekler, öyle da öleceğiz, böyle da öleceğiz. Biz tavuklar gibi burada kıstırılmış vaziyette, aciz bir vaziyette ölmek istemiyoruz. Onun için biz bu Rum askerini etkisiz hale getirip, kurtulma şansımızı denemek isteriz’  diye ısrar etsek de, tim komutanımız bu çılgın fikrimize ısrarla karşı çıktı ve bunu asla yapamayacağımızı emretmişti.

    Rum askerini etkisiz hale getirip kaçma fikrinde olan genç tim üyeleri, tim komutanımızın emrine rağmen, bu fikrimizi eyleme dönüştürüp dönüştürmememizi kendi aramızda da muhakeme ettik. Biz timin iki en genç üyesi Rum askerini etkisiz hale getirip silahını da alıp kaçma fikrimizde ısrar ederken, bizden 5-6 yaş daha büyük diğer bizimle ayni fikirde olan tim üyeleri, tim komutanınımızın emrine rağmen bunu yapmamamız gerektiği konusunda bizi ikna etmişlerdi.

    Giysilerimizi iyice kurutmuştuk. Askeri bir araç gelmişti. İçinden üç Rum askeri inmişti. Biri komutanları idi. Ve bizim gibi temiz bir Türkçe konuşuyordu. Yunanlı bir subaydı ve bu subay Gazi Baf’ın teslim alınmasında etkin rol oynamıştı. Bize gecenin bu vaktinde bu dağ yollarında ne yaptığımızı sordu.  Tim komutanımız, ‘bizim, Agrotur İngiliz askeri üssünde kurulan göçmen kampında kaldığımızı, darbe ile sürgünde olan Makarios’un geri döndüğünü ve Makarios’un “her şey süt liman olmuştur, köylerinden ayrılan Türkler evlerine köylerine geri dönsünler” şeklindeki çağrısına uyarak köyümüze geri dönüyoruz” şeklindeki diplomatik cevabı karşısında, Yunanlı subay yanındaki Rum askeri yetkililerine ‘bakın bu Kıbrıs Türkleri sizin hükümetinizin çağrısına uyarak köylerine geri dönüyorlar, sizin göreviniz, bu insanları salimen köylerine dönmelerini sağlamaktır.’ deyerek, ‘bu insanları Barış Gücü askerlerine teslim edip köylerine dönmelerini sağlayın’ yönündeki talimatına, Rum askeri yetkilisi ‘efendim bunlar Stavrogonnoludurlar, (Aydoğanlı) bunların köyleri teslim olmadı ki üslere gitsinler. Bunlar gecenin bu vaktinde, buralarda mutlaka gizli bir iş çeviriyorlar.’ diye itirazına rağmen, Yunanlı subay emrinde ısrarlı olduğunu Rum askeri yetkilisine sert bir dille emreder.

  Bizi oradan, bir askeri araçla, Baf’taki Rum polis merkezine götürdüler. Esir vaziyette yaptığımız bu yolculuğun sonucunda, bir çok Kıbrıs Türkünün katillerinin ‘polis’ olarak görev yaptığı, Baf Rum polis merkezine getirilmiştik.

(Devam edecek)