SON DAKİKA

KIBRIS’TA BİR TÜRK DİRENİŞ ÖYKÜSÜ (3)

FUAT NALCIOĞLU[email protected]
EKONOMİ POLİTİKA
Bu haber 06 Ağustos 2019 - 9:16 'de eklendi ve 1.039 kez görüntülendi.
Birleşmiş Milletlerin girişimiyle, 22 Temmuz 1974 akşamı Kıbrıs’ta ateşkes ilan edilmişti. Ancak Rumların Türk köylerine ve yerleşim birimlerine, saldırıları devam ediyordu.
23 Temmuz sabahıydı çevre köylerden toplanan silahlı Rumlar kuzeyden Mutedenya dediğimiz tepeden, yani köyümüzün güneyinden köyümüze saldırı başlatmak için yoğun bir faliyete girişmişlerdi. Bu hazırlıklar gözümüzün önünde yapılıyordu. Bu gelen silahlı Rumlarla bugün bir savaş yaşayacaktık. Bu kaçınılmaz gözüküyordu. Biz de bir savaş için gerekli her türlü tertibi almaya başlamıştık.
Silahlı Rumların saldırı yapmak için hazırlık yaptıkları köyümüzün güney tarafında bizim de Vigli dediğimiz düz sıra tepede üç adet yere gömülü üstü kapalı karşıya üçer mazgal deliği bulunan beton mevzilerimizde nöbette bulunan Mücahitlerimize takviye Mücahitler gönderildi. Vigli’deki beton mevzilerimizin birinde ağır silah olarak bir Bren, diğerinde de bir A-4 otomatik silahımız vardı. Üçüncü beton mevziye de bir A-4 daha yerleştirilmişti. Takviye Mücahitler de Piyade dediğimiz silahlarla kuşanmıştılar. Mevzilere mühimmat takviyesi de yapılmıştı.
Köyümüzde Bİrleşmiş Milletler Barış Gücü askerleri de Bedrono dediğimiz köyümüzün en yüksek tepesinin yan tarafında kampları bulunmaktaydı. Barış Gücü askerleri ‘teslim olmamızı, silahları Rumlara teslim etmemizi, kimseye bişey olmayacağını’ ısrarla bize telkin etmekteydiler. Köyün komutanı ve köyün muhtarı ile temas halindeydiler. Köy komutanının ve köy muhtarının tavrı da Barış Gücü askerlerinin ‘teslim olun, kimseye bişey olmayacak’ tavsiyeleri yönündeydi. Köy komutanı Vigli’deki nöbet yerlerine gelerek bu görüşünü, köyün ileri gelenleri olan Mücahitlerle bizzat paylaşmıştı. Ve Mücahitlere ’emrim olmadan, asla ateş etmeyiniz’ talimatını vererek Vigli’den  ayrılmıştı.
Köy komutanı, köyün muhtarı ve birkaç kişi hariç, hiçbir köylü Rumlara teslim olmaktan yana değillerdi. Biz çok iyi biliyorduk ki, Rumlar bizim köyü tam katliamlık bir köy olarak görmekteydiler. Aydoğan köyü bilinen tarihide hiçbir zaman Rum saldırganlıklarına boyun eğmemişti. Saldırganlıklara karşılık, misliyle cevap vermiştik.
Köy komutanına, köyün muhtarına ve köyümüzde konuşlu Barış Gücü askerlerine rağmen, biz köyümüzü azgın Rum saldırganlığına karşı, ölüm pahasına savunacaktık.
Köyümüze saldırmak için hazırlıklarını sürdüren silahlı Rum çetecileri, Vigli’nin karşısındaki Osman Ali Fayığ’ın bağının olduğu tepeyi aşıp bizim mevzilere doğru ilerlemekteydiler. Akşam oluyordu. Bizim Vigli’deki mevzilerimize 300-400 metre yanaşmışlardı. Vikli’deki mevzilerimizdeki Mücahitlerimiz, Rumların  daha fazla yanaşmalarına müsade edemezlerdi. Ateş emri de verilmemişti. Bir kahraman Mücahidimiz ilk mermiyi sıkmıştı. Derken ortalık toz dumana bürünmüştü. İki taraftan öyle yoğun bir ateş açılıyordu ki, biz köyün güney batısına bakan tarafında buluna  Abdullah  dayının tarlasının kenarındaki üstü açık mevzide, gözlerimiz düşmanda ellerimiz tetikte, hazır beklerken üstümüzdeki selvi ağacı dallarına vuran yoğun kurşunlardan üzerimize düşen selvi dalları nerede ise üzerimizi örtecekti.
İlk kurşun ile birlikte köyde konuşlu Barış Gücü askerleri de köyü terketiler. Barış Gücü askerleri Aydoğan’ı terkederken ‘Rumlar çok büyük güç topladılar, bu büyük güç karşısında dayanamazsınız’ deyerek gittiler.
Ve biz canımız pahasına köyümüzü korumak için, şanlı Aydoğan direnişi başlatmış oluruz.
(Devam edecek)