SON DAKİKA

OĞLUM HAŞİM DÜNYAYA GELİRKEN

AHMET HAMDİ[email protected]
KIRSALA BAKIŞ
Bu haber 21 Eylül 2019 - 9:02 'de eklendi ve 339 kez görüntülendi.
Oğlum Haşim 13 Eylül 2019 tarihinde Dünya’ya gözlerini açtı, aynı gün ameliyathane kapısında beklerken kafamda değişik ve sorulması güç sorular oluşmaya çoktan başlamıştı bile.
İşte tam da o anda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin doğuşunu anımsadım, sancılı, ağrılı, kanlı en önemlisi umut doluyken bugün şikâyet ettiğimiz birçok sorun, mutsuz ve umutsuz bir halk haline dönüşmek üzereyiz.
Bunun temel sebebine indiğimiz zaman ise halka göre siyasiler, siyasilere göre ise sistem.
Bana göre ise hem halk hem de sistem bizleri umutsuz, mutsuz hale getirmiş durumdadır.
Peki, bunun çözümü mü?
Bunun çözümü bazı kesimlerin ortaya koyduğu tez gibi değil!
Nasıl olursa olsun, Kıbrıs adasında çözüm olsun gibi.
Yaşadığımız sıkıntıların temel sebebi olan bizler ve yöneticilerin yeni doğacak bir bebek gibi ülkemiz için bir seferberlik yaratılması gerekir.
Gerekir ki geleceğimizi 1983 yılında olduğu gibi umutla hazırlayalım, mutlulukla hazırlayalım.
Bu seferberliğin başlaması demek, bazı sancılarında başlaması demektir, bizler Kıbrıs Türk halkı olarak elbirliğiyle sağcısı solcusu, kısacası Kıbrıslı Türkler olarak oluşacak olan sancılara bir an önce hazırlıklı olup, doğacak olan seferberliğe kucak açmamız gerekmektedir.
Aksi takdirde, medyada, sosyal medyada ve aynı zamanda gündemimizde sadece var olan sıkıntıları konuşmaya yorumlamaya devam edeceğiz.
Bizler bu sıkıntılar ile uğraşırken ise 50 yılı aşkın zamandır, antlaşmaya çalıştığımız Güney Kıbrıs Rum Yönetimi denizlerimizi parsellemeye devam etmekle kalmayıp, İngiliz sömürge zamanı uygulanan politikaları uygulamaya çoktan koyulmuş ve Kuzey Kıbrıs’ta yaşamak için yönetimlerine müracaat eden göçmenlere fert başına ayda 15,000 Euro taahhüt ediyor.
İşte tamda bu nokta yeni doğan bebeğim ‘Haşim’ gibi, Dünya’ya gözlerini açtığı andaki umut ve mutlulukla, bizlerde Kıbrıs Türk halkı olarak sürdürülebilir politikaları üretip, yolumuza geleceğimize emin adımlarla yürümemiz gerektiği kaçınılmaz gerçekler arasındadır.