SON DAKİKA

TMT KAHRAMANLARI (7)

EYLEM DOLMACI NALCIOĞLU[email protected]
ULUSAL BİLİNCİMİZ
Bu haber 25 Temmuz 2019 - 9:15 'de eklendi ve 509 kez görüntülendi.
İnönülü Mücahit Ertoğrul Avcı’dan İnönü direnişi..
Akdeniz’in  ortasında bulunan Kıbrıs adası 1571’den 1914’e kadar Türkiye’nin bir parçasıydı. 1914 de Birleşik Krallık adayı ilhak ettiğini ilan etmişti. Kıbrıslı Türkler’den bazıları Türkiye ye göç etmişti.  Ne Türkiye’deki Kıbrıslı Türkler ne de Kıbrıs’daki Türkler bu ilhaka onay vermemişti.
     Daha sonra gelişen olaylar neticesinde 1923 de Lozan antlaşması imzalanarak, Kıbrıs’ta Türk Milletine uygulanan demokratik olmayan tutum, davranış ve baskılar  başlar.
   Dil, din, kültür, gelenek, inanç ve siyasi emeller bakımından farklı olan iki ayrı millet arasında ayrılıklar yaşanır ve Rum toplumu kendilerini Yunanlı görerek Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak için (ENOSİS) gerçekleştirmek isterler.
     O dönemde Güney Mesarya bölgesi Çayönü (Galopsida) hep Rum, Köprü(Kukla) küçük bir Türk köyü, Vadili Türk ve Rum karışık, Türkmenköy (Kondeya) Rum köyü, Pirhan Rum köyü, (Dörtyol) Prasgo Rum Köyü, (Akdoğan) Lisi   Rum köyü hatta  Akdoğan EOKA’nın askeri lideri olan  Aksentiu’nun da köyüydü.  Ve Pirhan da  Rum köyüydü. 1958 yıllarında  Mesarya’da o dönem en büyük Türk köyü Sinde (İnönü) köyüydü 1200 nüfuslu  bir Türk köyüydü. Etrafımız Rumlarla çevriliydi.
  Rumlar Türklere karşı saldırılarına başlamıştı. Yalınız,  tek başına ve savunmasız gördüğü Türk vatandaşlarını ya yaralıyor, ya da öldürüp kuyulara atıyor kayıp ettiriyorlardı.
  Bir 40 /50 civarında koyunu olan ve geçimini koyunlarından sürdüren Sinde (İnönü)’lü Mehmet Hüseyin Latif, Sinde(İnönü) ovasında savunmasız ve silahsız  koyunlarını otlatırken Pirhan’dan gelen Rumların saldırısına uğrar. Elinden vurulur ve saldırı sonucu aldığı darp nedeniyle çiğerinde oluşan ödem nedeniyle kısa bir süre sonra hayatını kaybeder. Geride eşi Şifa Hasan ve 6 çocuk bırakır. Geride kalan 6 çoçuktan birisi olan Ertuğrul Avcı yaşanan acı ve korku dolu günleri şöyle anlatıyor;
      Babam hayatını kaybettiğinde 15 yaşındaydım evin geçimi de anneme ve bize kalmıştı. Ben  İskele’ye  gidip yapıcı yanında çıraklık yapıyor evin geçimine katkı sağlıyordum. 
    Rumların azgınlıkları gittikçe artıyordu. Biz gündüz çalışıyor gece de nöbet tutuyorduk. 20 Temmuz 1974 barış harekatına kadar sürekli nöbet tutuldu. Hiç unutmam köyün Camisinin damında kışın o soğuğun ve yağmurun içinde caminin damında  nöbet tutuğmu hatırlarım.
    Burası taburdu, Serdarlı Sancaktarlıktı. 30 Ağustos  töreni için taburdan Serdarlı’ya giden bir bus (otobüs) dolusu askerimizi ve takım komutanları kardeşim İbrahim Avcı ile birlikte Rumlar esir alır. Mücahitlerimizi Prasgo’ya (Dörtyol) götürürler. Bunu duyan bizim köyün karargahı silahlarla anayola çıkar gelen Rum arabalarını köye çevirir ve arabaların içindeki Rumları esir alır. İnönülü Mücahitler Dörtyol Rum polis karargâhındadır. Rum polisi bizim de Rumların esir alındığımızı duyar. Bunun üzerine Mücahitleri taşıyan otobüsüm şöförü Hüsnü Bullici kendilerini esir tutan karakolda şaşkınlık içinde olan Rum polislerine “CÜZDANI KAYBETTİĞİNİZ YERDEN ARAYIN” der.
      Bu olayları duyan Denktaş Sinde(İnönü)’ye gelir. ‘bizimkileri verin sizinkileri alın’ söyleriz ve  anlaşma sağlanır. Tabur komutanı kardeşim İbrahim Avcı belinde silah var diye askerlerle teslim edilmez. Rum  mahkemesine çıkartılır ve Denktaş’a söz verildiği gibi ertesi gün teslim edilir.
    Rumlar bizden korkarlardı bölgenin en büyük Türk köyüydük, bizim elimizde çok silah var zannederlerdi. Bizim silahlarımız ilaçlama bombalarına doldurduğunuz mazot eğer gelirlerse ve köye baskın yaparlarsa üzerlerine mazot sıkıp çakmağı çakıp Rumu yakacaktık, ya da evlerin damlarına toplayıp biriktirdiğimiz taşlarla onları taşlayacaktık. Elimizde bulunan eski silahlarımızı mutlu barış harekatından sonra denedik ateşlenmedi bile, diyerek konuşmasına devam etti. Ertuğrul Avcı, telsizcilik ve habercilik de yapıyordum mors alfabesiyle karargâhta. Bölük komutanımız Hasan Debreli’idi. 1200 nüfuslu Sinde (İnönü) köyünü köy halkı kahramanca savundu. Yakın tarihimizde de saygı ile andığımız 12 Temmuz 1958 Sinde (İnönü) şehitleri işlerine gitmek için köyden çıkmışlardı. Otobüsde giderken Rumlar yol üzerine pusu kurdu. Otobüste  bulunanlardan Halil Deveci gözünü kaybetti, Fikriye Yorgancı ayağından vuruldu bir çok kişi yaralanmıştı içlerinde 15 yaşında Ahmet Mehmet isimli bir çoçuk, Ali Hasan (Yorgancı), İbrahim Tarfon, Ali Hasan, ve Yusuf Ballo  5 kişi hayatını kaybetti. Sinde (İnönü) köyüne ateş düşmüştü. Rumlar kadın çoçuk demeden öldürüyordu.    
    Gönendere  (Gonetra)dan bir kadın bir de çocuk yolcu alarak Pergama (Beyarmudu)’na doğum yapacak olan kızının yanına gitmek için yola çıkan ve 11 Mayıs 1964 de Türkmenköy Beyarmudu kavşağında arabadan alınıp kayıp ettirilen Sinde(inönü)’lü Hasan Taşer ve Bayar İbrahim Akdoğan(Lisi) ovasında bulunurak 12/5/2011 de İnönü (Sinde) köyünde askeri bir törenle toprağa verildi.  Kadın ve çocuğun akıbeti hale daha belli değil.
   Kaymaklı da ikamet ettiği evinden Rumlar tarafından şehit ettirilen  Ömer Hasan Debreli ‘de esas İnönü( Sinde)’lidir. Lefkoşa’ya mal almak için giden ve dönüşte EOKA’cıların saldırısına uğrayan ve başından vurularak şehit edilen Mustafa Osman Akay, geride bir tanesi 40 günlük olan 5 çocuk ve gözü yaşlı bir eş  bırakmıştı. Kayıp edilen Mustafa Osman Akay 44 yıl sonra bulunarak düzenlenen törenle toprağa verildi.
     Tüm şehitlerimizi saygıyla anıyoruz diyerek sözlerini tamamlayan Ertuğrul Avcı’nın sesinde o günülerde yaşadıkları tarifsiz  acıları ve Kıbrıs Türkünün Varoluş mücadelesinde verdiği zorlukları hissetmiştim..

    Ertuğrul Avcı’nın 1969 yılında evlendiği eşi Aliye Tülin Avcı ‘gece olunca kadınlar ve çoçuklar kerpiç ve büyük odası olan evlere toplanıyorduk, sabaha kadar uyumuyorduk oturup bekliyorduk. Adamlar da nöbet tutuyordu. Çok acı dolu günlerdi. Türkiye gelince Selamete çıktık’ dedi ve Ertuğrul Avcı ekler şimdi Türkiye’nin güvencesi altındaydık ve huzur içinde yaşıyoruz. Ertuğrul Avcı eşi Aliye Tülin Avcı ile birlikte halen daha Sinde(İnönü) de babadan kalma   tarihi evlerinde, mutlu ve huzurlu bir şekilde  yaşamaktadırlar.