SON DAKİKA

TMT KURULMASAYDI NE OLACAKTI?

YAZI-YORUM
Bu haber 03 Ağustos 2019 - 11:47 'de eklendi ve 54 kez görüntülendi.
Kıbrıs Türkü içinde, bizi bizden koparmak, tarihimize sahip çıkmamıza engel olmak için çalışanlar vardır.
Bunların başlıca saldırı noktaları ise Türk Mukavemet Teşkilatı, TMT’dir…
Oysa bugün bir Devlet sahibiysek bu TMT’nin kuruluşu, Kıbrıs Türkü’nün TMT çatısı altında verdiği mücadele ve Türkiye’nin Kıbrıs konusunu milli bir dava olarak görüp TMT’yi , Kıbrıs Türkü’nü desteklemesi sayesindedir.
TMP kurulmasaydı ne olacaktı?
Ben hemen yazayım; EOKA başarılı olacak, Kıbrıs Yunan adası haline gelecekti.
Tıpkı Girit gibi.
Ama biz gençlerimize TMT’yi anlatmıyoruz.
Gençlerimiz tarihlerini bilmiyor.
Evet, bazı TMT mensupları hata yapmışlardır ama bunları ön plana çıkarıp da efsanevi bir Kıbrıs Türk kurtuluş örgütünü karalamak doğru değildir.
Buna izin verilmemelidir.
Karalamaya kalkanların geçmişleri, sicilleri , niyetleri mutlaka incelenmeli ve halkımız aydınlatılmalıdır.
Ben bugün sırf yazılarım arasında bulunsun diye TMT’nin kuruluş öyküsünü derlediklerimden yola çıkarak sütunlarıma taşımak istiyorum.
İŞTE EFSANEVİ ÖRGÜTÜN KURULUŞ TARİHÇESİ…
2 Ocak 1958 günü Rauf Denktaş ve Dr. Fazıl Küçük birlikte Ankara’da bulundukları bir günde T.C. Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yu konu ile ilgili olarak bilgilendirdiler. Fatin Rüştü Zorlu Kıbrıs davası ve Kıbrıs Türkleri ile ilgiliydi. Kıbrıs’ın önemini biliyordu. Denktaş’ın anlattıklarını dikkatle dinledi. Sahip olduğu bilgi ve karşılaştırdıktan sonra silah gönderilirse alıp almayacaklarını sordu. Bakanın bu sorusu Denktaş ve Küçük’ü çok mutlu etmişti. Elimizden geleni yaparız diye yanıtladılar. O günlerde General Danış Karabelen Özel Harp Daire Başkanı idi. Genelkurmay ikinci başkanı Salih Coşkun General Karabelen’i Genelkurmay’a çağırdı.” Hükümetten bir soru yöneltildi. Kıbrıs’ta EOKA’ya karşı silahlı bir örgüt kurabilir miyiz diyorlar, ben sizinle görüşmeden cevaplamadım. Dairenizin fonksiyonu malum. Siz dairenizde durumu değerlendirin, yazın bana bildirin” diye ön emrini verdi. General Karabelen 1952-1953 döneminde Kore’de birlikte görev yaptığı dairede personelinden Binbaşı İsmail Tansu ile konuyu görüştü. Neticede Genelkurmay’a olumlu cevap verilmeye karar verildi. Ertesi gün General Karabelen olumlu cevabı Genelkurmay ikinci başkanı Salih Coşkun’a iletti. Özel Harp dairesinin kuruluş amacı ve silahlı kuvvetler içerisindeki fonksiyonları itibari ile böyle bir teşkilatı Kıbrıs’ta kuracak nitelikte idi. Kadrosunda gizli harekât teknikleri eğitimi görmüş, yetenekli subaylar vardı. General Karabelen emrin verilmesini sabırsızlıkla bekliyordu. Aradan dört ay geçmişti ama henüz emir gelmemişti. Nihayet beklenen talimat Genelkurmay’dan 1958 yılının Nisan ortasında geldi. Talimatta Kıbrıs’ta Türk varlığını korumak amacı ile gizli silahlı bir örgütün kurulması için T.C. hükümetinin izin verdiği ifade ediliyor. Ayrıca bu işe hükümetin ve TSK’nın isminin karıştırılmaması çok kesin bir dil ile vurgulanıyordu. İsmail Tansu tarafından hazırlanan Kıbrıs İstirdat Projesi (KİP) onaylanarak Ankara’daki ilk kadrosu belirlendi. Kıbrıs Türkü’nün can, namus ve malını korumayı üstlenecek olan efsanevi TMT’nin kuruluşu ve çalışma prensiplerini düzenleyerek üst düzey ilgililerin onayı alındı. Bu prensiplere göre;
  1. Örgüt yeraltı teşkilatı kurallarına göre kurulacak.
  2. Nizami olmayan bir savaşa hazırlanılacak.
  3. Örgütün Kıbrıs’taki liderliğine Özel Harp Dairesinden rütbesi yüksek bir subay seçilecek.
  4. Lider ve lider yardımcısı olarak Kıbrıs’a gönderilecek subaylar gönüllü olacak.
  5. Örgütün ismi TMT (Türk Mukavemet Teşkilatı) olacak.
  6. TMT lideri direkt özel harp dairesine bağlı olacak ve özel harp daire başkanına karşı sorumlu olacak.
  7. TMT lideri Türk Devletinin güvenini kazanmış Kıbrıs Türk toplumu liderleri Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş ile iyi ilişkiler içerisinde işbirliği yapmaya özen gösterecek ve gerektikçe onlardan yardım isteyebilecek.
  8. Örgütün silah desteğini MSB Bakanlığı Personel desteğini DİB sağlayacak. İhtiyaç halinde diğer bakanlıklarla ilgili konularda Dışişleri Bakanlığı’nın aracılığı istenecek.
  9. Örgütün kuruluşu ve yönetimi için seçilen subaylar gönüllü olarak görev alacak. Bu subaylar süresiz izinli sayılacak. Maaşları ve her türlü yasal hakları saklı tutulacak.
  10. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş acilen Ankara’ya davet edilecek, yardım ve işbirliği şartları görüşülecek.
  11. TMT’nin yer altından çıkacak varlığını ortaya koyacağı gününü EOKA’nın Türk’lere yönelik planlı saldırıları belirleyecektir.
  12. Örgüt toplantı yapmayacak, bildiri dağıtmayacak örgüt varlığını belli etmemeye azami özen gösterecek. Örgütün elemanları 18 yaşını doldurmuş kız ve erkeklerden oluşacak. Örgüte alınanlar mutlaka Türkiye ve Kıbrıs’ta yeterli bir eğitime tabi tutulacak. İlk hedef kısa sürede beş bin kişiye ulaşmak, daha sonra on bin kişiye ulaşmaktır. TMT’de görev alacak subayların komando kursu görmüş olmaları ve özel harp dairesinde görev yapmış olmaları daima bir tercih nedeni olmuştur. Bu göreve TMT lideri ile birlikte beş subay gönderilmiştir. TMT’nin net yapısını düzenlemek ve Bozkurt kod adı ile TMT’yi sevk ve idare etmek üzere P. Yb. Rıza Vuruşkan ve dört üst düzey subay Kıbrıs’a gönderilmek üzere seçildi. Seçilen bu personel kod isimleri kullanacakları için Yb. Rıza Vuruşkan’a kod isim olarak Ali Conon verilmiştir. Kıbrıs’a gönderilecek subaylar seçilip hazırlanınca Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş Ankara’ya çağrılarak bilgilendirildi.
Nihayet Rıza Vuruşkan ve dört arakadaşı 31 Temmuz 1958 akşamı ilk parti olarak Kıbrıs’a ulaştı ve kuruluş çalışmalarını başlattı. Ardından gelen altı subay ile birlikte kuruluş kadrosu tamamlanmış oldu. Bozkurt ve arkadaşları adaya ulaştıkları gün bir başka önemli gelişme oldu. İngiltere başbakanı Mc Milan ile Yunanistan başbakanı Karamanlis Kıbrıs’taki şiddet hareketlerini durdurmak için çağrıda bulundular. Bu çağrıdan bir gün sonra T.C. Başbakanı Adnan Menderes’in aşağıdaki değerlendirmesi radyodan yayınlandı. Bu değerlendirme Kıbrıs Türklerine büyük bir moral verdi.
Menderes’in Değerlendirme Metni
Tüm dünyanın gözleri önünde yıllardan beri Kıbrıs’ta devam etmekte olan kanlı tedhiş hareketlerinin bütün insanlık vicdanını üzdüğü malumdur. Bu tedhiş hareketleri karşısında daima ağırbaşlı bir metanet ve soğukkanlılık içinde davranan Türk toplumu son günlerde kendisine yöneltilen saldırılan yoğunlaşması karşısında kendini savunma hakkını kullanmak zorunda kaldı. Kıbrıs’taki arkadaşlarımızın haklarından ve isteklerinden her veçhile emin olarak adadaki tedhiş hareketlerinin durdurulması için elden gelen her türlü yardımı yapmalarını çok temenniye şayan görmekteyim.
Kıbrıs’ta askeri alanda yapılan çalışmalara paralel olarak bürokrasi kanadında hazırlıklar yapılıyordu. Ankara’da Yenişehir Tunalı Hilmi Caddesinde faal olan Kıbrıs Türk Kültür Derneği’ne ait Kıbrıslı Öğrenciler Yurdu Başkan Mehmet Ertuğrul tarafından Kip’e karargâh olarak verildi. TMT ile ilişkileri yürütecek olan bürokrat kanadı, DİB Genel sekreteri Zeki Kuneralp, yardımcısı Daniş Tunalıgil, Vahit Halefoğlu, İsmail Sosyal, Burhan Işın, Adnan Bulak, Oğuz Gökmen oluşturdular ve yoğun bir çalışmaya başladılar.
Genel koordinatör İsmail Tansu başkanlığında Ahmet Görmez (Personel), Halil Pamukoğlu (İletişim), Bedri Esen (Eğitim), Cemal Biber ve Recep Atasu  (İkmal) ilerinin sorumluluğunu üstlenmiştir.
Rıza Vuruşkan Kıbrıs’a ayak basması ile birlikte; sağlığı, yaşı, kişiliği ile uygun olanlar Kuran’ı Kerim, Türk bayrağı, tabanca üstüne el basarak TMT yemini içtiler ve örgüte gönüllü üye oldular. TMT’nin ilk hücresi Ağustos ayı başında oluştu. Bunlar Dr. Fazıl Küçük (Ağrı), Rauf Denktaş (Toros), Dr. Burhan Nalbat oğlu; Osman Örnek, Kemal Şemi yemin ederek görevlerine başladılar. Ardından sancaktar komuta kadrosu oluşturuldu. Daha sonra kod adı Hasret ola Ankara Zir köyündeki eğitim kamplarına TMT üyelerini eğitim için gönderilmeye başlandı. TMT Kıbrıs’ta teşkilatlanmasını Türk mitolojisine ve Türk Ulusunun öz karakterine uygun olarak yapmıştır. Kıbrıs kazalara idari bölümlere ayrılmış her kaza, Yayla kod adı ve bir Türk şehri ile anılmıştır. Örnek, Lefkoşa (Sivas Yaylası), Magosa (Erzurum Yaylası) gibi. Her yaylanın teşkilatlanması için bölge Türklerinden saygın bir kişi Baş Yayla unvanı ile görev almıştır. Öğretmen Yusuf Salih, Lefkoşa (Sivas) Başyayla’sı gibi. Baş Yayla olarak seçilen kişiler kendi bölgelerinde gizli karargâhlarını kurmuş, yemin ederek göreve başlamışlardır. Çalışmalar Bayraktarlık karargâhında bulunan bölge komutanlığına bağlı Başyayla aracılığıyla yürütülmüştür. Yaylalar; otağ, oba, çadır kodu ile bilinen mukavemetçi birimlerden meydana gelmiş ve bunların komutanlarına Bey denmiştir. Mukavemetçiler ise Kurt olarak isimlendirilmiştir. Zamanla bu isimler değişmiştir. 1960’dan sonra Lefkoşa bölge komutanı Sancaktar ismini almıştır. Bu düzenleme ile Yayla; Sancak, Otağ; Kuvan, Oba; Petek, Çadır; Oğul isimlerini almıştır. Kurt; Arı sonra Mücahit adı ile bilinmiştir. Zamanla isimlerde değişiklik olsada yapacakları görev hep aynı kalmıştır. Değişmez görev ise Kıbrıs’ta Türk varlığını korumak, Türkleri yapılacak her türlü EOKA ve Rum saldırılarına karşı koymaktır.