SON DAKİKA

TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİNE DİKKAT

AZİZ KARAAZİZ[email protected]
GÜNDEM
Bu haber 16 Haziran 2020 - 16:06 'de eklendi ve 402 kez görüntülendi.

Yıllardır duyduğumuz “ebedi müttefik” söyleminin aslında çok da doğru olmadığını, son 5 yıllık periyot içerisinde yaşadıklarımızla gördük.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’ye yönelik yaklaşımının sadece Amerikan çıkarları çerçevesinde olduğunu görmeyen, anlamayan kalmamıştır.

Özellikle son dönemde ekonomik ilişkilerde yaşanan sıkıntıların yanı sıra, iki ülke askeri alanda da ters düşmüştür.

Bunda temel neden ABD’nin sadece kendi çıkarlarını ön planda tutması ve Türkiye Cumhuriyeti yönetiminin buna göz yummamasıdır.

Yeni Türkiye’yi anlamak için ABD ile olan ilişkilere bakmak yeterlidir.

Siyasi yapıya yönelik Amerikan müdahalesinin “askeri darbe” boyutuna nasıl dönüştüğünü hep beraber yaşadık.

Ardından Türkiye’ye yönelik ekonomik saldırıların Amerikan Yönetimi tarafından nasıl yönetilip finanse edildiğini de gördük.

Öte yandan, NATO çerçevesinde gerçekleşen bir proje olan F-35 savaş uçağı projesinde ABD’nin düşmanca bir tavır sergileyere Türkiye’yi proje dışında tutma gayretini de unutmadık.

Ayrıca, Patriot sistemleri de geri çekilerek bu önemli müttefik hava savunmasız bırakılmak istendi.

Suriye’deki bölücü terör örgütüne yönelik siyasi ve askeri destek de işin cabası.

Trump başkanlığındaki Amerikan Yönetimi’nin Türkiye karnesi hiç de iyi değil.

Ülkeyi bir tüccar yaklaşımı ile yönetmek niyetiyle işbaşına gelen Trump, Türkiye’nin önemini iyi anlamamış olduğunu icraatlarıyla gösterdi.

Türkiye defalarca bu “acemi” başkana durumu anlatmaya çalıştı.

Hatta, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında geniş kapsamlı bir heyet de giderek durumu Washington’da anlatmaya çalıştı.

Ama gel gör ki Amerikan Yönetimi yanlıştan dönmeyi pek tercih etmedi.

Bu durum ister istemez bir “Türk-Rus” yakınlaşması yarattı.

Türkiye seçeneksiz olmadığını Rusya ile yaptığı anlaşmalar ve bölgede attığı adımlar ile gösterdi.

Çok yolunda gitmese de Rusya ile özellikle Suriye konusunda bazı önemli işbirlikleri ortaya konuldu.

Şimdi bir pandemi dönemi yaşıyoruz.

Sonrasında pek çok şeyin değişeceği herkesin ortak görüşü.

Buna ülkeler arasındaki ilişkiler de dahil.

Dünyadaki dengeler yaşanan pandemi sürecinde yeniden oluşmaya başladı.

Bazı ülkeler ağırlıklarını kaybedip iyi hafiflerken, bazı ülkelerin ağırlıkları  daha da artarak değerleri iyiden anlaşılmaya başlanmıştır.

Türkiye de bu ülkelerden birisidir.

ABD, İngiltere, Fransa ve daha bir çok AB ve dünya ülkesinin sağlık sistemleri amansız virüs karşısında yerle bir olurken, Türkiye başından beri ayakta kalan ve hatta süreç içerisinde hizmete konulan yeni hastaneler ile daha da güçlenen sağlık sistemiyle ayakta kalmayı başarmıştır.

Salgın daha başlamadan alınan tedbirler ve salgın sırasında atılan doğru adımlara, Türk insanının zor durumlar karşısındaki direnme gücü de eklenince Türkiye bugün son derece iyi bir durumdadır.

Sağlık sistemi ayakta kalan Türkiye, çarkları çok fazla durdurmadan ekonomik gücünün de devamını sağlamıştır.

Salgın sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ülkenin her köşesinde görevinin başında olması ve bölücü terör örgütüne yönelik sürdürdüğü başarılı ve etkili operasyonlarla örgütü bitme noktasına getirmesi de Türkiye’nin gücünün bir başka ispatı olmuştur.

Anavatan dışında Mavi Vatan’daki başarılı faaliyetler de Mehmetçiğin gücünün bir başka göstergesidir.

Özetle, tüm dünyanın yerle bir olduğu salgında Türkiye, ayakta kalan sağlık sistemiyle önce insanının sağlığını korumuş, ardından ekonomik faaliyetleri durdurmayarak bu yönde de ayakta kalmayı başarmıştır.

ABD ve İngiltere’nin de aralarında olduğu onlarca ülkeye yapılan tıbbi yardım bunun en güzel ispatıdır.

Askeri ve siyasi gücü de zafiyete uğramayan Türkiye, sadece bölgesinde değil, dünyada da lider ülke konumunda olduğunu ispatlamıştır.

İşte tüm bu gelişmeler Amerikan Yönetimi’nde bir tutum değişikliğine neden olmuştur.

ABD’nin Türkiye’ye karşı bir politika değişikliğine gideceğinin işaretlerini görmeye başladık.

Hala görememişseniz, az sabredin, siz de göreceksiniz.

Türkiye bu süreçten daha da güçlenerek çıkacaktır.

Çünkü haklı olmadığı hiçbir şeyin peşinden koşmamış, sadece ve sadece kendi hak ve hukukunu gözetmiştir.

Doğru duvar yıkılmaz misali, doğru temeller üzerine inşa edilmiş olan Türk dış siyaseti büyük bir başarı elde etmektedir.

Çok az kaldı.

Yakında Türkiye’nin başını çektiği öyle oluşumlar göreceğiz ki…

Ve biz tüm bunları gurur duyarak izleyeceğiz…

Çünkü o bizim Anavatanımız…