SON DAKİKA

TÜRKİYE, RUSYA, DOĞU AKDENİZ VE KKTC (1)

GÖKHAN GÜLER[email protected]
GENİŞ AÇI
Bu haber 03 Ağustos 2019 - 11:42 'de eklendi ve 233 kez görüntülendi.
AB, bugüne kadar Doğu Akdeniz’de Rum yönetiminin sözde ilan ettiği ve hiç bir hukuki geçerliliği olmayan Münhasır Ekonomik Bölgesi’ni AB’nin MEB’iymiş gibi değerlendirmeye kalkışmış, ABD de bu duruma açıktan destek vermeye çalışmıştır.
ABD ve AB üyesi ülkeler Doğu Akdeniz’de önemli aktörler olduklarını gösterebilmek adına deniz yetki alanı meselesinde ne yazık ki tarafsızlıklarını koruyamamış bilakis bu işten çıkar ve menfaat elde etmeye kalkışmışlardır.
ABD ve Avrupa Birliği uluslararası hukukun üzerinde değildir. ABD ve Avrupa Birliği kendisini hukuki bir otorite ya da mahkeme gibi görerek kararlar alıp hükümler veremez!
ABD ve AB üyesi ülkelerin her geçen gün Rum yönetimi lehine hamlelerde bulunmaları neticesinde Türkiye, Rusya ve Çin arasında var olan işbirliği her geçen gün giderek gelişmeye başlamıştır. Bu bağlamda Türkiye Petrolleri’nin Çin ve Rus şirketleri ile çeşitli görüşmeler gerçekleştirmeye başladığı bilgileri gündeme gelmeye başladı.
Kısa bir süre önce TC Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez “Türkiye Petrolleri bazı şirketlerle görüşme yapıyor” açıklamasında bulundu.
Dönmez’in açıklamasının ardından Rusya Enerji Bakanı Aleksandr Novak ise “Doğu Akdeniz’de Rusya ve Türkiye işbirliği yapabilir. Akdeniz’de Rus şirketlerin yer aldığı başarılı enerji projeleri var. Eğer ticari açıdan tüm tarafların yararına projeler olursa Rus şirketleri Doğu Akdeniz’de Türkiye ile iş birliğine yönelik kararlar alabilir” dedi.
Türkiye olmadan Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon enerji kaynaklarının gerek çıkarılması gerek geliştirilebilmesi gerekse taşınması mümkün görünmüyor. Konunun uzmanlarının yapmış oldukları inceleme ve değerlendirme sonuçları da bu kaynakların Türkiye üzerinden(TANAP) taşınmasının güvenilir ve ekonomik olduğu görüşü üzerinde birleşiyor.
Türkiye, Rusya ve Çin arasındaki ilişkilerin pozitif yönde ilerlemesi Doğu Akdeniz’de kıskaca alınmaya çalışılan Türk tarafı için alternatif bir çıkış yolu olarak değerlendirilmektedir. Bu çerçevede Rusya Enerji Bakanı Novak’ın Türkiye ile Doğu Akdeniz’de işbirliğine yönelik sinyaller vermesi son derece önemli ve geleceğe yönelik kritik mesajlar içermektedir.
Rusya, önce hatırlanacağı üzere Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarını desteklemediği yönde diplomatik bir açıklama yapmış, bu açıklamadan kısa bir süre sonra da Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye sondaj nedeniyle yaptırım uygulamasına tepki göstermişti!
Daha önce de pek çok defa vurguladığım üzere, uluslararası ilişkilerde ülkelerin yapmış oldukları diplomatik açıklamaları esas alarak değerlendirmelerde bulunmamak gerekir. Ülkelerin duruşlarını, açıklamalarına göre değil bilakis yaptıkları ve yakacakları üzerinden değerlendirmek gerekir.
Bakınız Rusya, Rum yönetimi ve Yunanistan ile geçmişe dönük güçlü ilişkileri bulunmasına karşın Rum tarafının tek taraflı uluslararası hukuka aykırı bir şekilde sözde ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölgeler ile ilgili olarak bugüne kadar tek bir ihaleye katılmadı!
Rum yönetiminin MEB konusunda açtığı ihalelere bakılacak olunursa Amerikan, Fransız, İtalyan, İsrail ve Katar şirketlerinin yer aldığı buna karşın tek bir Rus şirketinin bulunmadığı görülecektir!
Rusya, Rum MEB’lerinde yok ama Mısır’a ait MEB’de Rus devlet şirketi Rosneft ile yer almakta. Öyle anlaşılıyor ki Rusya, Türkiye ile arasını bozmamak için Rum ihalelerine katılmamış gibi görünüyor. Bu son derece önemli ve göz ardı edilemeyecek bir durumdur.