SON DAKİKA

YEREL YÖNETİMLER (BELEDİYELER) VE ÇEVRE

Altay Fırat[email protected]
LEBRİZ
Bu haber 30 Mayıs 2019 - 6:14 'de eklendi ve 2.600 kez görüntülendi.
Yrd. Doç.Dr. Altay FIRAT
Yerel yönetim belirli bir coğrafyada yaşayan yerel topluluğun ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere, karar organları yerel halk tarafından seçilen görev ve yetkileri kanunlarla sınırlı olan, özel gelire ve bütçeye sahip kamu tüzel kişileridir. Yerel yönetimi bir başka ifade ile tanımlamak gerekirse, devlet sınırları içerisinde yerleşmiş insan topluluklarının ortak ve yerel nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla belli bir hukuk düzeni oluşturulmuş anayasal kuruluşlardır. Günümüzde değişik çaresizlikler içinde bulunan, yerel yönetimler, sorumluluk alanları veya yörelerinin problemleri, bunların öncelik sıraları her şeyden önce kendi öz kaynaklarına göre şekillendirerek, bir “çevre ” yönetimi yaklaşımı elde etmelidirler. Ülke ölçeğinde uygulanmakta olan politikaların ya da politikasızlıkların etkisiyle uygulanan çevre yönetimi tercihinin çok kolay olmadığını baştan bilmek gereklidir. Ülkemize bugün sayısı yeter miktarın üzerinde bulunan ve bazılarının da ilçe merkezine yakınlığı tartışılan belediyeler mevcuttur, Bunun en güzel örneği Lefkoşa ya oldukça yakın olan Dikmen Belediyesinin yönetsel olarak Girne ilçesine bağlı olmasıdır.
 Çevre problemlerinin engellenmesi ve çevre kalitesinin yükseltilmesi yükümlülüğünü üstlenen yerel yönetimlerin taşıması gereken bazı özellikleri vardır. Yerel yönetimler, öncelikle “adaletli ve eşitlikçi”, “yarı bağımsız”, ve “şeffaf” bir özelliğe sahip olmalıdır. Yerel yönetimler, hizmet ettikleri yerin sosyal ve çevresel özelliklerine uygun bir çevre politikası elde etmeli ve hayata geçirmelidir. Toplumun ve çevrenin yerel özelliklerini dikkate alarak geliştirdikleri çevre politikasını, merkezi yönetimin olumsuz etkisi olmaksızın hayata geçirebilmek için “özerk” bir yönetim yapısına sahip olmalıdır. Çevre sorunları, bizlerin yaşamla ilgili etkinliklerinden doğmaktadır. Yerel yönetimlerin esas varlık nedenleri, insan yaşamı ve İnsan yaşamının kalitesinin iyileştirilmesiyle alakalıdır. Dolayısı ile yerel yönetimler hariç tutularak çevrenin korunması ve geliştirilmesi söz konusu değildir. Çevre problemlerinin esas nedeni olan insan etkinliklerinin geneli, belediyelerin yetki sınırları İçinde, ya belediyelerin izni ve denetimi altında ya da doğrudan doğruya belediyelerce gerçekleştirilmektedir.
 Çevrenin yönetimine halkın katılımı en etkin biçimde yerel düzeyde gerçekleşebilir, bir belediyede yaşayan halk, beledi sınırları içerisinde yer alan yeşil alan ve ormanlık gereksinimini, sanayi, konut ve ticaret alanlarının dağılımının sorunlarını, tarihi ve kültürel alanların içinde bulundukları koşulları, yeterli su kanalizasyon ve yol hizmetinin mevcut olup olmadığını, aksayan noktaları ve bir ölçüde nedenlerini, onların sonuçlarını yaşayanlar olarak en iyi bilenlerdir. Bu nedenle yerel yöneticiler ellerindeki bu çok önemli ve güçlü aracı kullanabilmek için, politika oluşturma sürecinden hizmetin yürütülmesi sürecine kadar uzanan bir çerçevede, halkın her düzeyde yönetime katılmasını sağlayacak ve kurumlaştıracak mekanizmalara işlerlik kazandırmak durumundadır. Haziran 1992’de Rio Konferansı sonucu ortaya çıkan ve çevre ile kalkınma ilkelerini içeren “Gündem 21 ” adlı programda yerel yönetimler önemli bir yer tutar. Uluslararası bu toplantının Özelliklerinden birisi, ”sürdürülebilir kalkınma ilkesi”nin benimsenmiş olmasıdır ve buna göre kalkınma çabaları, doğayı dışlamadan, onunla uyumlu bir nitelik taşımalıdır. Sürdürülebilir kalkınmanın halk tarafından anlaşılabilmesi ve hayata geçirebilmesinde insanlara yakın olan yerel yönetimlerin hayati rol oynamaktadır.
Belediyenin kente yönelik başlıca çevre görevleri şöyle sıralanabilir: Beldenin düzenli ve sağlıklı gelişmesini sağlamak, koruyucu sağlık hizmetleri sunmak, sağlıklı ve planlı kentleşmeyi sağlamak, yapılaşmayı denetlemek, kanalizasyon yapmak, su kaynaklarını ve kıyıları korumak, atıkları yok etmek, katı atıkları toplamak ve imha etmek, belde halkına refah sağlayıcı çalışmalar yapmak, toplu taşım faaliyetlerinde bulunmak ve trafiği düzenlemek.
Belediyeler çevre ile ilgili olarak, yerleşim kararlan imar planlan yapmakta ve değiştirmekte, imar uygulamaları yapmakta ve denetim mekanizmasına sahip bulunmaktadırlar. Ayrıca ortak kullanım alanlarını temiz, güvenli ve sağlıklı tutmak gibi hizmetleri sunmaktadırlar. Bundan belediyelerin çevre sorunlarında en büyük sorumluluk taşıyan kamu tüzel kişisi olduğu sonucunu çıkarabiliriz.