SON DAKİKA

YÜZDE ÜÇ BUÇUĞUN ÜÇ BUÇUK ATTIRDIKLARI VE MARAŞ’TA BİR BM MASALI …

AZİZ KARAAZİZ[email protected]
GÜNDEM
Bu haber 26 Temmuz 2021 - 19:37 'de eklendi ve 56 kez görüntülendi.

Bir 20 Temmuz daha geride kaldı.

Çok renkli, çok coşkulu bir kutlama yaşadık.

Hem Türkiye’den gelen başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere en üst düzey devlet yetkilileri, hem de mübarek Kurban Bayramı’nın da aynı güne rast gelmesi her zamanki coşkuyu kat kat artırdı.

Aradan geçen 47 yıla rağmen bu coşkunun kaybolmak bir yana, artarak sürdüğünü görmek duygulandırdı hepimizi.

Çok önemli açıklamalar ve gelişmeler oldu.

Özellikle de Maraş konusunda.

Kapalı Maraş’ın yüzde üç buçukluk kısmının KKTC Bakanlar Kurulu kararıyla askeri bölge olmaktan çıkarılarak KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu’nun çalışma alanına dahil edilmesi ses getirdi.

Hem bizim tarafta hem de Güney’de ciddi bir hareket yarattı.

Bizim taraf malum, belli bir kesim Rum çıkarlarına uygun olarak alınmış BM kararlarını anmaya başladı.

Onlara artık alıştık.

Gün içinde trafikte alıştığımız rutin ses kirliliği gibi.

Ama en ilginç sesler Güney komşumuzdan geldi.

Belli ki bu yönde bir adım atılmasını beklemiyorlardı ve hazır değillerdi.

Gerçi hazır olsalar da yapacak pek fazla bir şeyleri yok.

Ama belli ki bu sefer gerçekten paniğe kapılmışlar.

Evet, bugün Kıbrıs Rum Hükümeti kelimenin tam anlamıyla bir panik yaşamaktadır.

Kapıları kapatmaktan, kimlik ve pasaportları iptal etmekten bahsetmeye başladılar.

Başka..?

Başka bir şey yok…

Bir de kendi vatandaşlarını tehdit etme kısmı var.

KKTC Bakanlar Kurulu kararıyla askeri bölge kapsamından çıkarılan Maraş’taki yüzde uç buçukluk bölgedeki mallara ilişkin olarak hak sahipliği iddiası bulunan herkes artık KKTC Taşınmaz Mal Komıisyonu’na başvurabilecek.

Daha doğrusu, yapılan başvurular için Taşınmaz Mal Komisyonu çalışma yapabilecek.

Askeri bölgelerin çalışma alanı kapsamı dışında olmasından dolayı Taşınmaz Mal Komisyonu bugüne kadar yapılmış olan 300’ü aşkın başvuruya rağmen Maraş konusunda bir çalışma yapamıyordu.

Şimdi bunun önü ilk adım olan yüzde üç buçukluk bölüm için açıldı.

Burası için yapılmış veya yapılacak olan başvuruları Taşınmaz Mal Komisyonu ele alarak görüşecek ve bir karara bağlayacak.

Uluslararası hukuk çerçevesinde verilecek kararı beğenmeyen olursa da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne itiraz edebilecek.

Gerçek hak sahiplerinin bunca yıllık mağduriyeti son bulacak yani.

Kısa ve öz.

Yıllarca kapalı kalan Maraş insanlığın kullanımına açılacak.

Yüzde üç buçuk ilk adımdır.

Gerisi de gelecektir.

Yüzde üç buçuk rakamsal olarak bütünde önemli bir oran olmasa da, Kıbrıs Türk tarafının Maraş konusundaki iyi niyetini dünyaya gösterecek olması bakımından oldukça önemlidir.

Zaten Rum hükümetinin esas panik sebebi de budur.

“Kimlikleri iptal edelim, pasaportları geri alalım” tehditlerinin altında yatan esas neden, yıllar yılı izledikleri politikanın kendi vatandaşlarının mağduriyetini gidermek için değil de, Kıbrıs Türk devletini topraksız bırakmak olduğunun ortaya çıkacak olmasıdır.

Aksi olsaydı, Kıbrıs Türk tarafının attığı adımla birlikte gerçekten hak sahibi olmaları halinde mağduriyetlerinin son bulacak olmasından mutlu olurdu.

Ama olmadı, olmadılar.

Hemen gidip BM’ye şikayet ettiler.

BM de her zamanki gibi, sırf Rum memnuniyeti adına oturdu ve görüştü.

Ama bu sefer de bir karar alamadılar.

Bir önceki gibi, sadece bir başkanlık kararı ile yetindiler.

Haliyle bu da Rum hükümetinde pek bir memnuniyet yaratmadı.

Yeni bir karar bekliyorlardı çünkü.

Çünkü onlar da farkındalar ki 1984 yılında alınmış olan 550 sayılı kararın üzerinden 37 koca yıl geçmiştir.

Ve artık bir geçerliliği yoktur.

Tarihi bir kağıttır sadece.

Bu sürede çok önemli gelişmeler yaşandı.

Mesela, Taşınmaz Mal Komisyonu oluştu.

Kıbrıs Türk tarafı Maraş konusunu AİHM tarafından kabul gören bu komite ile ele alacak.

Tek başına bu bile yeterli.

Aslında BM de işin farkında.

Ama samimiyet gösteremiyorlar.

Ülkesel çıkarlar buna engel.

Ama kimse unutmasın ki, Kıbrıs meselesi Amerikan, İsrail, İngiliz, Rus ya da başka bir milletin çıkarları doğrultusunda çözülmeyecektir.

Varılacak bir çözüm öncelikle Kıbrıs’taki iki halkın çıkarına olmalıdır.

Gerisi teferruat.

Şimdi sırf BM’den çıkan açıklamayı beğenmediler diye konuyu AB gündemine taşıyacaklar.

AB’nin tavrı belli; Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için ellerinden geleni bu sefer de yapacaklar.

Ama bu sefer de olmayacak.

Çünkü konunun onlar açısından hiçbir hukuksal dayanağı yok.

Bu nedenle Rum hükümeti bir kez daha üzülecek.

Günün sonunda namluyu kendi vatandaşlarına çevirecekler.

Tıpkı kapıların açıldığı zaman olduğu gibi.

Kendi vatandaşlarını başvuru yapmamaları için tehdit edecekler.

Ama bu da nafile.

Kıbrıs Türk tarafının ikinci Maraş açılımı bir yerlerde “üç buçuk” atılmasına neden oldu.

Bunun yegane nedeni de yıllardır süren statükonun artık geçerliliğini yitirecek olmasıdır.

Evet, mevcut durumdan, statükodan beslenenler var.

Hem bizde hem de Rum tarafında.

Korkuları da bunun sona erecek olması.

Günün sonunda, yeni açılım bizlere bir başka gerçeği daha gösterdi ki Birleşmiş Milletler denilen örgüt koca bir masal…

Bir hikaye..

Biz bunu yıllar önce toplu mezarlarda, katliam çukurlarda yaşamış ve öğrenmiştik.

Yıllar sonra da Bosna’da, Srebrenitsa’da masum insanların katliama uğramasına seyirci kalarak bir kez daha göstermişti gerçek yüzünü BM denilen aldatmaca.

Hayatları yalan..

O nedenle kimse artık “Ama BM kararları var” diyerek ortaya çıkmasın.

Artık gerçekler var..

Ve bu iş de Kıbrıs’taki gerçekler temelinde çözülecek..

Statükocular istese de istemese de…